Konu ve mesaj oluşturabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

En Sevdiğiniz OST?

En sevdiğiniz OST hangisi?

Benimkisi "Rüya Gibi Bir Dans"

Tabii her biri ayrı güzel 🙂

Hayatta hep mutlu olursan, hayalini kuracak neyin kalır? ✧

"Yazın son heyecanı..."

1- "Terry'nin Melodisi"

2- "Umut Yolunda"

3- "Yalnız Terry"

 

Buna rağmen değil, bu da dahil.

İskoç Müziği, 4. sınıfta izlediğimde uzun bir süre aklımdan çıkmamıştı. Candy'nin Albert'tan Tepedeki Prens olarak söz etmesi şaşırtıcı değil, masallardan çıkmış gibi bir müzik.

Rüya Gibi Bir Dans'ı da çok severim. Mayıs Festivali ve Candy'nin her şeyi bozduğu anı, Terry'nin aşırı tepkisi gelir aklıma. Terry de hafif ergen miymiş ne?

Güllerin Solduğu Gün, Takeo Watanabe'ydi sanırım bestekar, saygılar.

Derin Keder, uykusuz soğuk sabahlarda erken kalkmak zorunda olduğumda kafamda çalar. Yatağı yorganı çok seven biriyim de.

Yalnız Terry, bu da çok dram ya, çok üzüyor.

Umut Yolunda, meşhur Candy'nin yetişememe sahnesinde çaldı. Candy'nin telaşını, heyecanını, korkusunu, stresini hissetmeyen; sanki biz Terry'i kaçırıyormuşuz, o bizi bırakıyormuş gibi düşünmeyen var mı? Çok güçlü bir müzik. Bir gün birine yetişmeye çalışırsam arka fon olarak açarım.

Hüzün, Yalnızlık, Beyazlar Giymiş Melek bunların hepsi çok hoş. Ve Aydınlığa Doğru parçasının ilerleyen dakikalarında araya giren kovboy filmlerden çıkma melodiye bayılıyorum 😀 Bu da insanın içinde hüzün mutluluk karışık bir şeyler uyandırıyor.

Vee tabi ki Susanna Marlowe'un dramı. Bir insan bu harika müziğe neden Susanna'nın adını koyar? Bu basbayağı Terry ya,her şeyiyle Terry'e ait. Kabul etmiyorum o adlandırmayı.

Anılar, aşırı güzel ya. Yumuşak, masum, duygusal.

Franny'nin Annesi. Bu isim ne alaka, Franny'nin annesinin olayı neydi hiçbir fikrim yok. Ama bu da Susanna bacağını kaybedip, annesiyle ikisi bir olup korkunç manipülasyonlarına başladığı vakit; Terry'nin vicdan azabını, babasının dayattığı istemediği hayattan kaçmışken tekrar istemediği bir hayata sürüklenişinden, Candy'den  uzaklaşmış olmasından duyduğu acıyı anlatıyor. Terry'i karlı Broadway (burasıydı sanırım?) sokaklarında, gece vakti, düşünceli yürürken hayal ediyorum.

Terry'nin Armonikası da bir diğer harika parça.

Bu animenin en mutlu neşeli müziği bile beni hüzünlendiriyor valla. Açılış şarkısını açıp söylerken ağladığımı bilirim. Aslında bu animeyi gülümseyerek hatırlayabilirdik, üzülerek değil. Ne güzel olurdu.

 

Harika yazmışsın ,bir solukta okudum... Yaylaya çıkmış biri olarak yaz ayların en sevdiğim vakit olan gün doğumunda uyanır atardım kendimi ıslak çimlere .yalın ayak sırtımda şal hafif ama soğuk rüzgarı içime çeke çeke dolanırdım. Her yer yemyeşil ama soğuk... Tarifi yok ...  birde halamın kızı erkenden uyanır o saattte ocağı kurup sac üzerinde incecik bazlama  ekmeği yapardı. O muhteşem manzaraya o muhteşem ekmek kokusu dahil olurdu ve asla unutmam o anları .

 

 

 

 

Ve yalnız terry ,suzannanın dramı( ben hüzün diyorum) bu müzikler beni benden alıyor... Kendime gelemiyorum bir süre.

Hikayeye derinlik katan bu müzikler