Forum Navigation
Konu ve mesaj oluşturabilmek için giriş yapmanız gerekmektedir.

Yalnız Terry

12

11. BÖLÜM

Candy arabadan iner inmez Kurin kucağından atladı. Candy'nin gözleri büyüdü Patty'nin evini görünce. Yeşilden kızıla dönmüş sarmaşıklarla örtülmüş yüksek duvarlar... Çeşit çeşit ağaçlar ve yavaş yavaş solmaya başlayan rengârenk çiçekler... Bahçenin tam ortasında beyaz şirin bir ev... Kocaman camlardan misafirlere gülümseyen saksı çiçekleri... Akşam güneşi veda ederken her yer kızıl mavi bir renk almaya başlamış, bu renk cümbüşüne hafif bir rüzgâr uğultusu ile eşlik ediyordu. Candy tatlı bir kahkaha atıp koşmaya başladı. Sonra kendini yaprak dökülmüş çimlere bıraktı. Patty ve Annie de koşup yanına uzandılar. Kurin etraflarında taklalar atmaya başladı. Bahçeyi üç arkadaşın gülücükleri şenlendiriyordu...

***

Terry Albert ile vedalaşıp odasına çıktı. Çok gergin bir gün geçirmişti. Kapısını kapatıp paltosunu çıkardı. Otelin camından Candy'nin yaşadığı şehri seyre koyuldu.

Candy'yi görmenin verdiği heyecan sarmıştı kalbini ama daha çok tedirginlik vardı.

Sebebini soruyordu kendine. "Candy beni unutmuş mudur? Başka biri var mıdır hayatında?" Sonra “Hayır bu kadar kısa sürede unutmaz Candy ama... Ama elbet bir gün unutacak!” dedi.

İşte Terry aylardır kendine itiraf edemediği şeyleri söylemişti.

En çok korktuğu şeydi... Başka ne olabilirdi ki?

Terry daha fazla düşünmek istemiyordu ki aklına birden Susanna geldi. “Susanna... Ona haber vermeden geldim. Çok merak etmiştir.”  Evet düşünmesi gereken biri daha vardı: Susanna. Candy'nin özlemi ile unuttuğu Susanna…

***

- Dorothy, çok büyümüşsün.

- Sen de Candy.

Aynadan yüzünü çevirip tekrar Dorothy'ye sarıldı Candy.

- Dorothy hâlâ çok şaşkınım, seni burada gördüğüme inanamıyorum.

Dorothy de çok şaşkın ama çok da mutluydu.

- Dur Candy, saçın hâlâ yaprak dolu.

- Candy…

- Efendim.

- Hâlâ aynısın.

Candy aynadan Dorothy'ye bakıp;

- Ama sen büyümüşsün, daha da olgunlaşmışsın Dorothy.

- Candy, hemşire oldun demek!

Candy tebessüm edip gözünü kırptı.

- Biliyorum inanamıyorsun.

Dorothy mahcup bir ifade ile;

- Hayır o yüzden değil. Adley ismini bırakıp hemşire olmana şaşırdım ama şaşırmamam gerek aslında. Sen hep kendi ayakları üzerinde duran biriydin.

Annie ve Patty yanlarına gelip;

- Candy temizlendi mi saçların?

Hepsi birlikte güldüler.

Bayan Marsha:

- Kızlar anlaşılan sofrayı bana hazırlatacaksınız!

Dorothy aniden irkilip salona koştu.

- Affedersiniz, hemen başlıyorum masayı hazırlamaya.

- Bu yaramaz kızlar yüzünden gecikti.

Kızlar da salona geçip masayı hazırlamaya yardım ettiler.

Patty:

- En çok Candy'nin saçında yaprak vardı, bizimki azdı değil mi Annie?

Candy:

- Immmm Patty ama sen de hiç tereddüt etmeden atladın!

Gülüşmeler odanın içinde yankı yapıyordu bu akşam. Bayan Marsha Patty'yi aylar sonra bu kadar mutlu görmenin verdiği sevinci yaşıyordu ve engelleyemediği gözyaşlarını gizli gizli siliyordu.

***

Neil başını yerden kaldıramıyordu. Dedikoduyu çıkaranın kendisinin olduğunun ortaya çıkacağına inanmıyordu. Archie dayanamayıp iki yakasından tutup sarstı.

- Neil sen artık çok oldun! Nasıl cesaret edersin?

Bayan Leagan oğlunu Archie'nin elinden almak istiyordu ama cesaret edemiyordu. Dizlerinin titremesine mâni olamıyordu.

Elisa da annesinin koluna tutunmuş olanları korkuyla izliyordu.

Elroy halanın gözlerinde şimşekler çakıyordu. Salonun ortasında dönüp duruyordu ve bütün hiddetiyle bağırdı:

- Neil neden yaptın? Kimden intikam aldığını zannediyorsun. Aile onurumuzu düşünmedin mi? Çocuk gibi davranmaktan ne zaman vazgeçeceksin?

Albert:

- Archie bırak ve gel otur!

Archie bıraktı Neil'in yakasını ama öfkesi dinmemişti.

- Neil, neden böyle bir şey yaptın diye sorduk?

Dedi Albert. Neil kekeliyor, titriyordu.

- Ben, ben... Diye kekeledi ve ağlamaya başladı Neil. Annesi koşup sakinleştirmeye çalıştı.

Albert daha fazla üstelemedi ve odasına çıktı.

***

Terry uyuyamıyordu bir türlü. Candy ile aynı şehirde olmanın verdiği heyecan vardı ama “Candy, seninle aynı şehirde olmamıza rağmen birbirimize çok uzağız! Böyle olmasını hiç hayal etmemiştim!” diyordu içinden.

Ay ışığının aydınlattığı oda Terry'nin yaşadığı çaresizliğin verdiği hüzün ile dolmuştu adeta...

Terry perdeyi kapatıp yatağına uzandı. Elleri başının altında, gözleri ise tavandaydı ama o bambaşka zamanlardaydı, Candy ile yaşadığı günler hayalini sarmıştı her gece olduğu gibi...

***

Berrak bir gece ve ışıl ışıl yıldızlar... Candy de Terry ile birlikte aynı gökyüzünü seyrediyordu ama Candy bunu bilmiyordu. “Terry! Geçen zaman her acıyı hafifletiyor ama senin verdiğin acıyı hafifletmiyor! Özlemim daha da büyüyor... Seninle paylaşmak isterdim dertlerimi... Terry...”

Annie çarşafını düzeltip oturdu yatağına ve

- Candy dalgın görünüyorsun?

- …

- Candy!

Candy kolları birbirine bağlı bir şekilde yaslandığı camdan hâlâ gökyüzünü seyrediyordu.

Annie:

- Archie ile parkta seni gördüğümüzde çok üzgündün. Sormaya vakit bulamadım. Ne oldu Candy?

Candy Annie'nin sorularını duyunca döndü yüzünü.

- Annie…

Tam o sırada Patty kucağında üst üste dizili hediye paketleri ile içeri girdi. Arkasından Dorothy…

***

- Annie hadi kaldır başını ve kahvaltını yap lütfen.

Annie yarı açık gözleriyle karşısında duran Candy'ye bakıp;

- Ama Candy, sabaha doğru uyuduk. Neden bu kadar erken uyandık ki biz?

- Immmm Annie, çok işimiz var. Erken başlamazsak nasıl biter?

Annie'nin tam karşısında Patty de uyku mahmuru gözlerini aralayıp Candy'ye bakıp tekrar başını masaya koydu.

- Candy, hadi gidip uyuyalım lütfen.

Bayan Marsha kahkaha atıp;

- Dorothy sen bunlara uykularını kaçıracak acı bir omlet yap, olur mu?

- Hemen efendim.

***

Candy muzip bir tavırla tırmığını kolunun altına alıp;

- Patty, tırmıkladığım yerleri daha iyi süpür lütfen. Annie sen de küreklerden yaprakları taşırma.

Annie küreğini bırakıp doğruldu.

- Ama Candy, eldivenler çok büyük.

- Bana da Patty'nin pantolonu küçük oldu biraz...

Dorothy gülmekten kendini alamıyordu.

Patty boynunu büküp;

- Candy şu topladığımız yapraklara bir kez daha atlayabilir miyiz?

Candy:

- Seni gidi Patty, senin yüzünden bu iş akşama kadar bitmeyecek.

Annie:

- Candy, Baba Ağaç da yapraklarını dökmüştür şimdi değil mi?

Candy'nin yüzünü hasretle karışık bir tebessüm aldı.

- Evet, şimdi o koca çınar bir sürü yaprak dökmüştür.

***

Arabanın içinde derin bir sessizlik vardı. Sessizliği bozan Albert'in sesi oldu:

- Terry, sonra ne yapmayı düşünüyorsun?

Terry bakışlarını seyrettiği sokaklardan almadan;

- İlk trenle döneceğim.

Terry ve Albert şehrin kalabalığını yavaş yavaş geride bırakıyor, yolun iki yanındaki koca koca ağaçların arasından Patty'nin evine doğru ilerliyorlardı.

***

Candy ve arkadaşları bahçeyi yapraklardan temizliyorlardı eğlenerek. Candy kalbinin mahzunluğuna aldırmayarak dostları ile bu güzel anın tadını çıkarmaya çalışıyordu.

Kendisini hasret ve gözyaşları ile izleyen Terry'den habersiz gülüyordu Candy.

Terry bahçe kapısına biraz daha yaklaştı ama Albert kolundan tuttu.

- Terry, görüneceksin!

“Candy, mutlusun. Çok sevindim. Tek acı çeken benim galiba. Senin gibi güçlü olamadım, hayatıma devam ederken bile maziyi yaşıyorum. Önüme bakamıyorum. Seni unutamıyorum Candy!”

Terry'nin gözlerinden yaşlar boşalıyordu. Birkaç adım geri gitti ve hızla bindi arabaya. Daha fazla durursa dayanamayacak, Candy'ye koşup sarılacak, “Candy, ben seni unutamadım! Sen de unutma beni n’olur” diyecekti. Kaç kez Candy'yi alıp uzaklara gitmek istedi ama...

Ama şimdi sadece acı çekenin kendisi olduğunu görünce... Başını iki elinin arasına alıp “Candy, senin mutlu olduğunu görmek için geldim. Çok mutlusun ama ben neden değilim? Candy beni unutmandan korkuyorum!”

Albert Terry'nin iyi olmadığını görüyordu. İçinden bir an Candy'ye seslenmek geldi ama bu onlar için hiç iyi olmayacaktı.

Albert arabasını çalıştırdı ve Terry'ye baktı. “En iyisi onu buradan bir an önce uzaklaştırmak” dedi.

Terry çok sevdiği Candy'ye görünmeden  geri dönüyordu... Candy ile yollarını ayıran Susanna’ya dönüyordu.

07.10.2015

Çok iyi.Devamını merakla bekliyorum.Yalnız ilk sayfada bazı karışıklıklar olmuş.Aynı yazı iki defa çıkmış.

beğenmene sevindim. evet karışıklık oldu.vakit bulamamıştım ama bugün halledeceğim

Bahar Abla yine yeteneğini konuşturmuş, devamını bekliyorum 🙂

Hayatta hep mutlu olursan, hayalini kuracak neyin kalır? ✧

çok teşekkur ederim sude. senden de bekliyoruz

12. BÖLÜM

Annie:

- Patty patty, hadi kalk. Kahvaltıya yardım edelim.

Patty gözlerini açmakta zorlanıyordu. Annie:

- Candy erken kalkmış yine...

İki arkadaş hazırlanıp mutfağa geçtiler, rahibe Maria başlamıştı bile sofrayı kurmaya. Çocuklar hem gelen misafirlerin ve bu güzel kahvaltının keyfi ile çok neşeliydi. Koşup duruyorlardı Annie ve Patty'nin etrafında.

Annie çay tepsisini masaya bırakıp etrafına baktı Candy'yi görmek için... Gördüğü sadece yerden fışkırır gibi coşan her yeri halı gibi kapatan rengârenk çiçekler ve taptaze, buram buram kokan çimlerdi. Nisan ayının son haftasıydı. İlkbahar başka güzeldi bu yıl Annie için... Archie'nin evlenme teklifini kabul etmiş ve nişan hazırlıklarına başlamışlardı...

Patty yanına gelip sandalyeyi çekip oturdu.

- Dayanamıyorum, hadi başlayalım. Bak çocuklar da sabırsız...

Annie tebessüm edip;

- Patty sen bu kadar iştahlı mıydın? Candy yok daha, gidip bakalım mı?

***

Albert tam çıkıyordu ki Bayan Leagan ve çocukları ile karşılaştı kapıda. Bayan Elroy kahvaltıya davet etmişti. Nişan hakkında fikirlerini alacaktı.

Albert selam verip çıktı hemen aceleyle.

Salona girdiklerinde Archie'nin anne ve babası ayağa kalkıp selamlaştılar. Archie, Neil ve Elisa ile kahvaltı yapacak olmaktan hiç memnun olmamıştı.

***

Hastanede bir söylenti kulaktan kulağa yayılıyordu.

Franyy'nin döneceğini, kimisi yaralandığını hatta ciddi yaralandığını söyleyenler bile vardı.

***

Susanna saçlarını usul usul tarıyordu pencereden dışarıyı seyrederek... Çok zayıflamıştı. Annesi elinde tepsi ile mutfağa geçiyordu, gözleri yine Susanna'ya takıldı. Çok üzülüyordu kızının bu hâllerine.

Emma ise bu durumdan oldukça memnundu. İstediği gibi dedikodular yayılmış, hatta o günden beri Susanna'nın keyfini kaçırmıştı. Her zamanki gibi yine çok şık giyinmişti. Ne de olsa Terry gelecekti.

***

Annie:

- Patty, önümüzdeki hafta sonu benimle birlikte geliyor musunuz alışverişe?

Patty:

- Annie, annem ve babam gelebilir. Söz veremem.

Annie:

- Patty! O zaman ben de senin okulunu ziyaret etmem.

Patty:

- Annie!

***

Candy her gelişinde Pony Evi’ne mutlaka Pony tepesine çıkıyordu. Ve her zaman Saint Paul Akademisi'ndeki anıları ve Terry'nin bu tepeye gelişini hayal ediyordu.

Hayaller içinde kaybetmişti kendini ki Patty ve Annie'nin sesiyle irkildi. Onların koşarak yanına gelmesiyle yüzünde tebessüm oluştu. Biraz oturup sohbet ettikten sonra kahvaltıya koşarak gittiler.

***

Terry Susanna'yı arabasından indirip serdiği küçük kilime oturttu. Kendisi de yanına. Susanna bu anı bütün hafta bekliyordu. Terry ile doya doya burada görüşebiliyordu. Onun gözlerine uzun uzun bakıyordu yalnız kalınca. Terry ara ara gözlerini kaçırsa da... Hafif bir rüzgâr esiyordu gölden taraf. Kayalıkların arasından hiçbir engel tanımadan başkaldıran rengârenk çiçekleri çok seviyordu Susanna. Sert kayalar arasında naif yumuşacık çiçekler... Ona çok güç veriyordu ama bugünlerde artık hiçbir şey onu teselliyi edemiyordu. Terry'nin çabaları bile…

Hatta Terry'nin onu mutlu etme çabaları Susanna'yı daha çok üzüyordu.

***

Bir hafta çabucak geçti Annie için. Nişan heyecanı ve hazırlıkları Annie'yi yorsa da çok memnundu hâlinden. Yarın Patty ve Candy'le buluşup alışveriş yapacaktı. Şimdi ise hazırlanıp Archie'yi bekliyordu. Geçen birkaç ay içinde Archie daha da olgunlaşmış ve işinde başarılı olmak için çok çalışıyordu. Biraz da kardeşinin onun yüreğinde bıraktığı acıyı unutmak için çok çabalıyordu. Annie ise en büyük destekçisi, tesellisi ve sürur kaynağıydı. Neredeyse her iş çıkışı onu ziyaret ediyordu.

Annie perdenin aralığından Archie'yi görünce uzun zamandır görmemiş gibi bir heyecan ile kapıya koştu. Beğendikleri ev hakkında konuşacaklardı.

***

Patty çantasını toparlayıp çıkacaktı ki küçük esmer, gözleri hüzünle bakan öğrencisine takıldı gözleri... Kitaplarını toplamaya çalışıyordu. Patty, yapamayacağını anlayınca yardım etmek için yanına gitti.

- Rose, dünkü sınavında çok başarılıydın.

Rose utangaç bir bakış attıktan sonra kitaplarını çantasına yerleştirmeye devam etti. Patty de yardım ediyordu bir taraftan. Küçük çantasını aldığı gibi koşarak çıktı sınıftan. Utangaç sevimli ama bir o kadar hüzünlüydü. Patty yakından ilgilenmek istiyordu ama hep kaçıyordu.

***

Candy Müdür Bey’den müsaade isteyip çıktı. Kendisinin çıkmasıyla içeri alelacele gelen bir adamın girmesi bir oldu. "Bir sorun mu var?" diye endişelendi Candy. Başhemşirenin sesiyle irkilip ayrıldı oradan.

***

Archie ve Annie arabadan inip heyecanla beğenerek aldıkları ve evlendikten sonra oturacakları evlerine geldiler. Bahçede onları bir sürpriz bekliyordu.

Elisa ve annesi ve Elroy Hala evi gezmişler, art arda eleştirileri sıralıyorlardı. Annie titrek elleri ile Archie'nin ellerinden tuttu.

Elisa:

- Ooo bakın kimler gelmiş! Annie, çok aradın mı bu evi?

Annie artık hayatının her alanında bunlarla muhatap olacağını bilmekten dişlerini sıktı.

***

Candy'nin mesaisi bitmiş Patty'yi okuldan almaya gelmişti. Patty okulun bahçesinde bekleyen Candy'yi görünce adımlarını hızlandırdı.

O sırada görev arkadaşı Bayan Elena'yı her akşam almaya gelen Harry'ye takıldı gözleri. Çok agresif bir duruşu vardı, o yüzden cesaret edip selam veremezdi.

Patty:

- Candy belli etmeden bak şu adama.

Candy bakar bakmaz tanıdı ve çok şaşırdı.

- Aaa tanıyorum ben onu, hastanede yatıyordu aylar önce.

Patty:

- Evet öyleymiş, ablası anlattı. Her akşam ablasını almaya geliyor ama kimseyle konuşmuyor!

- Zaten çok ters...

İki arkadaş fısıldayarak dedikodu yapıyordu Chicago sokaklarında...

Candy geçmişi unutma gayreti içindeydi her an... İlkbahar ve nergisler ve usul usul esen rüzgâr... Her şey onu hatırlatsa da...

Devam edecek...

26.07.2016

çok özledim eski günleri...

Ben de özledim...

"Nefes aldığın sürece mücadele etmeye devam et!"

Yazmak ne güzeldi ,o anları yaşar gibi yazmak...

Candy ile Terry'nin aşkı animede yarım kaldı ama sizin hikayelerinizde de öyle olmasın Bahar. Lütfen yazmaya devam edin. Çok fazla okuyucu yok maalesef ama yorum yapmasalar da okuyanların olduğuna inanıyorum. Ve ben çok sadık bir okuyucunuzum. 🙂 En azından benim için ve kendiniz için devam ettirin fırsat buldukça. 🙂

"Nefes aldığın sürece mücadele etmeye devam et!"
12