Candy İçin Bana Göre Son
Şu kişiden alıntılanmıştır: sanart2000 tarhinde 22/07/2018, 01:17Merhaba arkadaşlar. Candy'nin hikayesi hepimizi az çok etkiledi.Bir çoğumuz hikayenin sonunu hiç beğenmedik.Beğenen var mı bilmiyorum ama şahsen ben beğenmedim.Hatta zaman zaman öfkelendim.Ha kavuştu,ha kavuşacak derken zalim yazar onları ayırdı
🙁
Ben de kendime göre bir son yazdım.İmla hatalarım olabilir.Sonuçta yazar değilim.Elimden geldiğince düzgün yazmaya çalıştım.Bazen çok uzun oldu diye düşünüyorum ama inşallah beğenirsiniz 🙂
iNANAMIYORUM !! HEPSİNİ TEK MESAJDA PAYLAŞABİLDİM.SÜPER 😀
NOT:Bazı kısımlar anime ve mangadaki kısımlarla aynı olduğundan diyalogları değiştirme gereği duymadım.
Merhaba arkadaşlar. Candy'nin hikayesi hepimizi az çok etkiledi.Bir çoğumuz hikayenin sonunu hiç beğenmedik.Beğenen var mı bilmiyorum ama şahsen ben beğenmedim.Hatta zaman zaman öfkelendim.Ha kavuştu,ha kavuşacak derken zalim yazar onları ayırdı
🙁
Ben de kendime göre bir son yazdım.İmla hatalarım olabilir.Sonuçta yazar değilim.Elimden geldiğince düzgün yazmaya çalıştım.Bazen çok uzun oldu diye düşünüyorum ama inşallah beğenirsiniz 🙂
iNANAMIYORUM !! HEPSİNİ TEK MESAJDA PAYLAŞABİLDİM.SÜPER 😀
NOT:Bazı kısımlar anime ve mangadaki kısımlarla aynı olduğundan diyalogları değiştirme gereği duymadım.
Şu kişiden alıntılanmıştır: sanart2000 tarhinde 22/07/2018, 01:20Candy Neil’in ona âşık olması sebebiyle çalıştığı hastaneden Bayan Leagon yüzünden kovulmuş ve diğer şehir hastanelerinde iş bulamamıştır. Daha sonra bay Albert sayesinde tanıdığı Dr.Martin’in küçük muayenesinde işe başlamıştır. Candy her nerede, hangi koşulda olursa olsun hemşirelik yapmaya kararlıdır. Bay Albert ise geçirdiği trafik kazasından sonra hafızası yavaş yavaş yerine gelmiş ama henüz bunu Candy’e söyleyememiştir.
Bir gün bir barda Terry ile karşılaşır. Terry kör kütük sarhoştur ve içmekten vazgeçmeye niyeti yoktur. Bay Albert’ı tanımaz ya da tanımamazlıktan gelir. Zira ben Terry değilim deyip durmaktadır.
Bay Albert onu kendine getirmek için biraz pataklayıp üzerine bir kova su döküp ayıltır.
Terry kendine gelir: Bay Albert! Vurun daha çok vurun bana. Çünkü ben bunu hak ettim. Zavallının biriyim diyerek serzenişte bulunur.
Bay Albert Terry’le rahatça konuşmak için şehir parkına giderler.
-Terry nedir bu halin böyle? Candy’e böyle mi söz verdin. Her şeyden vazgeçmiş görünüyorsun.
-Bay Albert yüküm öyle ağır ki taşıyamıyorum artık. Hiç bir şey umurumda değil artık.
-Candy de mi umurunda değil?!
-Bir tek o. Bir tek onu düşünüyorum. Susanna’yla ayrıldık ama Candy’e dönecek cesareti bulamadım. Çünkü sorumluluğunu üstlendiğim Susanna konusunda başarısız oldum. Tiyatroda da aynı şekilde. Benim için her şey için çok geç! der sigarasından bir nefes daha çekerken.
-Bir tek sen acı çekmiyorsun Terry!!
-Biliyorum
-Neyi bildiğini sanıyorsun. Gel benimle! dedi bay Albert
Beraber Mutlu kliniğin karşısındaki tepeye gelirler. Ona Candy’i gösterir. Terry de onun böyle bir yerde çalışmasına çok şaşırır.
-Ama bay Albert. Neden Candy böyle bir yerde çalışıyor.
-İnanması zor ama Neil Candy’e aşık olmuş
-Aşık mı olmuş!
Bu Terry için inanması çok güç ve aynı zamanda şok edici bir haber. Bay Albert olan biten her şeyi anlatır. Hatta Neil’in kaçırma teşebbüsünü… Terry bir elini yumruk yapıp diğer avucuna vurmaya başlar.
-Sakin ol Terry. Artık bir tehlike yok ama Neil’in bundan vazgeçeceğini sanmam der.
Bay Albert’ın asıl amacı Terry’nin kendini çabucak toparlaması için bir güç oluşturmaktır. Başarmıştır da!
-Bay Albert tiyatroya geri döneceğim. der ve gitmeye hazırlanır.
Bay Albert şaşırır: Candy’i görmeyecek misin der.
-Onunla bu haldeyken görüşmek istemiyorum. Birkaç güne ihtiyacım var. Önce kendimi toparlamalıyım der. Haklıdır da.
Bay Albert Terry’nin kendini toparlayıp Candy’e geri döneceğine ikna olur ve Candy’e bir mektup bırakıp hafızasının yerine geldiğini ve artık gitmesi gerektiğini anlatan bir veda mektubu bırakır.
Candy yine yalnız kalmıştır… Yatağa yattığında yine düşüncelere dalmıştır. Neden sonra fark eder ki
Terry’i düşünmeye başlamıştır.
Ne kadar unutmaya çalışsam da unutamıyorum… Aşkım... Tek sevdiğim…
******
Beş gün sonra Candy her zamanki gibi işe gitmek için kalkar ama ev Bay Albert olmadan çok boştur. Mutlu hatıralar gözünün önüne gelir buruk bir gülümsemeyle. İşe gitmek için dışarı çıkar. Nisanın ilk günleridir. Tıpkı Terry ile karşılaştığı sisli gece gibi yoğun bir sis vardır. Sabahın erken saatleri olduğu için topuklu ayakkabısının sesi yankılanır etrafta. Birden bir armonika bu sese eşlik eder.
“Bu… ama bu Terry’nin çaldığı müzik.” Sesin geldiği yere koşmaya başlar. Bahçe duvarının hemen köşesinden geliyordur ses. Köşeyi hızlıca döndüğünde bir siluet görür ama seçilmiyor.
Yavaş yavaş yaklaşırken kalbi küt küt atar. Acaba bu Terry miydi yoksa Terry olmasını umarak kendini mi kandırıyordu? Sırtını duvara yaslayan siluet başına yüzünü yarısını kaplayan bir kasket takmış !!!
Siluet konuşur: Merhaba çilli bayan birine mi bakmıştınız der.
-Terry!! der coşkuyla.
-Sen… burada… ama neden? Susanna’ya bir şey mi oldu yoksa?
Candy Terry’nin boynuna atılmamak için zor tutar kendini. Çünkü neden geldiğini bilmemektedir ve umutlanmak istemez.
-Susanna iyi. Biz ayrıldık der yüzü yerde.
-Terry yoksa onu terk mi ettin? der Candy kızarak
-Asla…mutlu olması için elimden geleni yaptım ama o benden ayrılmak istedi… Bir mektup bırakıp başka bir şehre gitmiş ama hangi şehir olduğunu bile bilmiyorum.Bak bu da mektubu… diye uzatır Terry
Candy almak istemez. Belki özeldir diye
-Candy benim senden bir gizlim yok. Rahatça okuyabilirsin der Terry
-Tamam deyip okumaya başlar
Sevgili Terry
Bugüne kadar beni çok mutlu ettin. Bunun için sana çok teşekkür ederim ama uzun süre düşünmenin ardından evlenmemizin doğru olmayacağına kanaat getirdim. Sen beni ne kadar mutlu etmeye çalışsan da ben seni mutlu edemediğim farkındayım. Bedenin yanımda olsa da kalbin başka yerde atıyor biliyorum. Tiyatroya bile odaklanamadın. Sahne de muhteşem bir oyuncu olsan da yanımdayken berbat bir oyuncusun. Hiç rol yapamıyorsun. Sana kızmıyorum. Suçlamıyorum. Benim bu halde olmam da senin suçun değil. Merak etme ben iyi olacağım. Sen de mutlu ol Terry. Sen mutlu ol ki ben de olabileyim. Annem ve ben başka bir şehre gidiyoruz. Nerde olduğumu bilmesen daha iyi olur. Ayrılık kararı benim için zaten zordu. Bir de bunu yüzüne karşı söyleyebilmek gerçekten zor. O yüzden sadece mektupla bildirdiğim için beni affet.
Seni seviyorum Elveda…. Susanna
-Tanrım! Susanna seni çok seviyordu. Onun için çok üzülüyorum dedi Candy
-Bende üzülüyorum Candy. Gerçekten ama sevmeden birini mutlu etmeye çalışmak gerçekten çok zordu. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ama başaramadım. Bunları konuşmak için çok vaktimiz olacak Candy ama sen kliniğe geç kalmıyor musun?
-Tanrım tamamen aklımdan çıkmış. Seni görünce her şeyi unuttum… Bir dakika sen nerden biliyorsun klinikte çalıştığımı. En son görüştüğümüzde hastanede çalışıyordum ve hiç haberleşmedik?
-Seni gördüm
-Gördün mü?
-Evet Bay Albert’la beraber kliniğin karşısındaki tepedeydik geçen gün.
-Ve sen yanıma gelmedin öyle mi?
-O gün çok kötü sarhoştum. Bay Albert beni ayılttı ama gerçekten berbat görünüyordum. Son yaşadıklarım beni alt üst etti. Tam bir serseri gibiydim. Üstelik tiyatroyu bırakmıştım. O halde senin karşına çıkmak istemedim. Beni anlayacağını umuyorum.
Candy sırtını dönerek: Bay Albert’a da aşk olsun. Bana hiç söz etmedi. Zaten o da bir mektup bırakıp kayıplara karıştı yine dedi Candy burnunu kaldırıp sitemkâr bir tavırla.
Terry gülümsedi. Candy’nin her halini özlemişti. Arkadan kollarını beline doladı Candy’nin. Tıpkı ayrıldıkları gün gibi ama bu sefer kavuşmayı müjdeliyordu. Candy’nin tüm siniri bir anda geçti. Gözlerini kapatıp Terry’nin sıcaklığını hissetti. Nasılda özlemişti.
-Terry! Sen şimdi döndün mü? diye sordu yumuşak bir ses tonuyla.
-Evet döndüm
Sis dağılmaya başlamıştır yavaş yavaş. Terry Candy’nin elini tutup beraberce yürüdüler. Yol boyunca konuşmadılar. Sadece birbirlerinin varlığı kâfiydi. Candy yine de Susanna’yı düşünüyordu “Umarım bu kararından pişmanlık duymaz” diye geçirdi içinden.
Kliniğin önüne geldiklerinde
-Bundan sonra buradayım Candy. Bir daha asla seni bırakmayacağım. Şimdi hastaların seni bekler der Terry.
Candy gülümseyip başıyla onaylama işareti yapar. Kliniğin kapısına yaklaştığında aniden Terry’e koşup tekrar sarılır ve “Terry Seni seviyorum” der.
Terry gülümser ve Candy kapıdan içeri girerken içinden” ben de seni seviyorum çilli Tarzan” der.
Candy içerde çalışırken Terry bir ağaç dibine oturup armonika çalmaya başlar. Candy Terry’nin varlığını hissederek mutlu bir şekilde çalışır. Saat 11 gibi Terry’den hiç ses çıkmadığını fark eden Candy ona bakmak için dışarı çıkar. Bir ağacın altında onu boylu boyunca yatar bulur. Candy Terrynin tam başının yanında durup Terry’e doğru eğilir ve usulca:
-Terry uyuya kalmışsın. Hadi uyan der
Ama hiç ses yok. Dizlerinin üstüne çöker ve daha yakından seslenir.
Terry mırıldanır ama Candy anlamaz: Ne diyorsun Terry hiç anlamıyorum der ve daha da yaklaşır.
Terry gözlerini açmadan: insan hiç böyle uyandırıl mı?
Anlamadım nasıl….
Candy daha cümlesini tamamlamadan Terry gözlerini açar ve Candy’i dudaklarından öper. Serserice: eğer uyandıracaksan böyle uyandırmalısın der
Candy: Terry G. Granchester beni kandırdın. Sen şimdi görürsün der ve ağaçlar arasında bir kovalamaca başlar. Candy onu bu şekilde yakalayamayacağını anlar. Keşke bir ipim olsaydı diye düşünürken Kliniğin duvarında bir ip fark eder. Hemen bir kement yapıp ikinci denemede Terry’i iki omzundan yakalayacak şekilde ipi geçirmeyi başarır
-İşte yakaladım seni!!!
Terry kahkaha atar ve ipe yakalanmış şekildeyken Candy’nin etrafında dolaşır.
Hey n’apıyorsun demeye kalmadan iplerin arasında birbirlerine dolanırlar.
- Senden kaçacak olsam zaten burada olmazdım değil mi güzelim der.
-Te… Terry!
Derken yandan gülüşme sesleri duyulur. Dr Martin ve birkaç hasta bu kovalamaca ve yakalamaca sahnelerine tanık olduklarından kendilerini tutamazlar. Candy çok utanır. Gülüşürler.
Candy bir yandan iplerden kurtulurken Terry’e fısıldayarak:
- Yaptığını beğendin mi der. Bir yandan da kıkırdarlar.
Dr.Martin: Candy öğlen molası yaklaşıyor .Size izin veriyorum ama saat 14’de burada olursan sevinirim der
Candy: Peki DR.Martin teşekkürler” der mutluluktan uçarken
Beraber uzaklaşırken Terry sorar:
-Öğlen yemeğini nerde yiyorsun?
-Şey aslında ben hep evde hazırlayıp yanıma alıyorum. Yani klinikten pek çıkmıyorum.
-Tamam o zaman bugün bir değişiklik yapalım- der ve şehir merkezine gelirler. Bir cafeye otururlar. Yemekleri söyledikten sonra sohbete başlarlar.
Terry birden ciddileşir ve Candy’e
-Neden hastaneden ayrıldığını biliyorum
-Biliyor musun? Ama nerd.. tabi ya bay Albert bahsetmiştir bundan.
-Evet o söyledi. Merak etme Neil’e bunun hesabını verecek.
-Terry sakın bunu yapma lütfen. Onlara bulaşmanı istemiyorum. Baksana benim hiçbir hastaneye kabul edilmememi sağladılar. Sana kim bilir ne yaparlar.
-Bunu onun yanına bırakamam.
-Lütfeen beni seviyorsan uzak tur.
Terry oflayarak: Tamam ama bir daha sana yaklaşırsa affetmem der
Neyse ki yemekler gelir ve bu tatsız konu bir süreline de olsa kapanır.
Yemekten sonra kliniğe dönerler ama vedalaşmaları uzun sürer.
Nerde kalıyorsun diye sorar Candy
Otelde kalıyorum. Sana adresini vereyim.
Candy içerden bir kalem kâğıt getirir. Adresi yazdıktan sonra Terry’i uğurlar.
Günün geri kalanında mutlu bir şekilde çalışan Candy evin kapısından içeri girince önce kapıya yaslanıp derin bir iç geçirir. Mantosu çıkarır, yatağa sırt üstü uzanıp düşünmeye başlar. Olan biten her şey gözünün önünden geçer. ”Tanrım ne olur bu bir rüya olmasın” der ve kendini çimdikler.
-Aah!Hayır rüya değilmiş
Bütün gece hayal kurup durur. Heyecandan bir türlü gözüne uyku girmez ama neyse ki yarın tatil. İşe gitmesine gerek yoktur. Sabaha karşı sızar
******
Sabahın erken saatlerinde kapı çalar. Kapıyı zar zor duyan Candy yarı açık gözlerle “kim o” der.
-Candy benim aç kapıyı.
Ses Annie’nidir.
-Annie çok erken değil mi? Bu saatte gelişinin sebebi nedir der gözlerini ovuşturarak.
Annie Candy’i sarılıp öper.
-Canım kardeşim benim seni almaya geldik
-Ha? Almak mı? Nereye? Kimle?
-Kimle olacak tabi ki Archie ile. Giderken Patty’i de alıcaz.
-Ama nereye?
-Pikniğe
-Siz gidin ben biraz daha uyumak istiyorum deyip yatağa yönelir
-Aaa! Oyunbozanlık yapma Candy. Hem Arcihe ve benim size bir sürprizimiz var.
-Sürpriz mi? Merak ettim Annie nedir?
-Candy sürpriz dedim ya hadi giyin
Tamam hemen giyiniyorum diyerek odasına gider. İçerde giyinirken Annie ile konuşmaya devam eder. Aslında benim de size bir sürprizim var der.
Annie merakla: Sahi mi nedir Candy diye sorar?
Sürpriz dedim ya Annie
Gülüşürler. Yarım saat sonra iki kız apartmandan çıkarlar. Archie direksiyon başında beklerken uyuya kalmış vaziyettedir. İki kız birbirlerine bakıp gülerler. Sabahın erken saati olmasa onu korna ile uyandırırlardı ama maalesef bu mümkün değildi. Sessizce arabaya binerler ve 1.2.3 deyip iki taraftan hızlıca kapıları kapatırlar. Archie bir anda zıplar yerinde. Kızlar kahkaha içindedir.
-Hahaha çok komik. Yarım saten fazla oldu. Uyuya kaldığım için dua edin. Kök de salabilirdim.
-Archie beklettiğim için üzgünüm ama uykumdan uyandırıldım. Geleceğinizden haberim yoktu
Arcihe Patty’i de aldıktan sonra Candy “şu adrese uğrayalım” der
-Orda kim var
-Sürpriz!!
Candy pansiyondan içeri girer ve arabada hararetli bir tartışma başlar.
-Acaba kim Annie diye sorar Patty
-Bilmiyorum bana da söylemedi.
-Belki de sevgilisidir ne dersin?
Archie lafa girdi.
-Hiç sanmıyorum ama bana da garip geldi acaba kim?
Onlar kendi aralarında tartışırken Candy ve Terry çoktan arabanın yanına gelmişti
Terry eğilip merhaba hanımlar, Archie! diye selamladı
Herkes hep bir ağızdan Terry diye haykırdı.
Candy araya girdi: Evet! Biz tekrar bir araya geldik çocuklar dedi birazcık utanarak.
Sonra Terry ön koltuğa, üç bayan da arkada piknik alanına doğru yola koyuldular.
Candy uykusuz olduğundan arabada uyuya kalmıştı. İki hanım da kendi aralarında sohbete dalmıştı.
İki bey ise sessizdi yol boyunca. Arlarında bir sorun yoktu ama Archie Terry’nin Candy’i bırakmasından dolayı ona kızgındı. Onunla konuşmak istiyordu ama ortam müsait değildi şimdilik.
Terry yan aynadan Candy’e baktı. Uyuyordu. Gülümseyerek onu seyretmeye daldı.
******
-Uyan Candy geldik diye seslendi Patty
Göl kenarında muhteşem manzaralı bir kırdı.
Candy gerinerek arabadan çıkarken Annie ” hadi beyler malzemeleri taşıyın bakalım” dedi
Bagaja bakan beyler: Tanrım ne kadar da çok. Sadece birkaç saat için bu kadar şey biraz fazla değil mi? Dediler.
Hadi söylenmeyin dedi Candy hala uyuyan gözleriyle
Terry: Ne o bütün gece beni mi düşündün canım dedi hınzırca
Birden gözleri açılan Candy: Terry! Beni utandırmasana dedi. Bir yer bulsa saklanacak gibi olduHerkes gülüştü sonra. Böyle güle eğlene sofrayı hazırladılar.
Annie: Evet size süprizimizi açıklamaya geldi.
Herkes merakla bekliyordu.
Annie: Archie bana evlenme teklif etti
Candy: Ne? Bu harika bir haber der ve Annie’ye sarılır.
Archie utanarak: Teşekkürler Candy der
Terry: Tebrik ederim Archie ve Annie. Mutluluklar dilerim.
Patty de Annie’ye sarılıp ikisini de tebrik eder
Candy: Düğün ne zaman?
Arcihe: Stear dönene kadar bekleyeceğiz. Umarım bizi çok fazla bekletmez.
Terry: Anlamadım Stear nerede? Seyahatte mi?
Herkes durgunlaşır. Özellikle Patty neredeyse ağlayacak gibi olur.
Hayır, maalesef Avrupa’daki savaşa pilot olarak katıldı der Candy.
Herkesi bir hüzün kaplar.
-Umarım bir an önce döner dedi Terry.
Herkes derinden umarım dedi
Terry Patty’nin çok üzüldüğünü görerek: Stear çok cesur biri Patty. Hiç birimizin cesaret edemediği bir şey yapıyor. Onunla gurur duymalısın. Dedi
Patty Terry’e teşekkür ederken Archie de Terry den bu sözleri duyduğu için çok mutlu oldu. Terry daha da olgunlaşmış görünüyordu.
Candy bu havayı dağıtmak için Dr.Martin’e içkiyi bıraktırma denemelerini anlatmaya başladı. Herkes yine neşelenmişti. Evet, bir yerlerde insanlar savaşlarda ölürken, yaralanırken diğer yerlerde hayatlar devam ediyordu.
*******
Yemekler yenmişti. Herkes neşe içindeydi.
Annie: Hadi sandallarla gezintiye çıkalım. Burada yeterince sandal var dedi
Candy: Belki daha sonra dedi.
Annie : Hadi Patty
Patty: Şey gelmesem mi acaba?
Annie kaş göz işaretiyle tekrar çağırdı. Bu sefer anlayan Patty, Annie ve Archie sandal gezintisine çıktı.
Candy ve Terry oturmuş onları izliyorlardı.
Candy: Çok mutlular değil mi Terry ? dedi
Evet dedi Terry kısa ve net
Gölde yüzen anne ördek ve yavrularını fark etti Candy. Onları göstererek “biliyor musun çocukken böyle bir ördek ailesini iple birbirine bağlamıştım. Rahibe Maria bana çok kızmıştı ama tek isteğim birbirlerinden kopmalarını istemediğim içindi “dedi buruk bir gülümsemeyle.
“Bir insanın anne ve babasının olması her ne olursa olsun mutlaka çok güzel bir duygudur. Ailenin kıymetini bil Terry. Her ne olursa olsun!
Ben hep yalnızdım. Legan’lar beni yanlarına aldıklarında kızları Elisa için sadece bir oyuncak aradıklarını bilmiyordum. Çok geçmeden de beni orada hizmetçi yaptılar. Türlü iftiralar attılar.Bir gün her şeyden vazgeçip Bayan Ponny’nin yanına gidebilmek için bir kayığa atladım ama ilerde bir şelale olduğunu bilmiyordum. Beni bay Albert kurtarmıştı. Onunla ilk karşılaşmamız böyleydi ama o zaman ondan çok korkmuştum. Onu bir ayı sanmıştım
-Ayı mı? ahahaha
- Ama hava karanlıktı. Onu birden karşımda görünce öyle sandım derken gülümsedi Candy
Leagon’lara karşı Anthony, Stear ve Archie benim her zaman koruyuculuğumu yaptılar. Zaten oradaki hayatımdaki en iyi şey onlardı. Onlar olmasa dayanamazdım. Elisa ve Neil’e karşı hep beni korudular. Sonra Wiliam amca beni evlat edindi. Bu sırada maalesef Anthnoy’i kaybettik. Bu acıyı yaşarken Wiliam amca beni Londra’ya okumaya yolladı.
Artık onu kıskanmıyorsun değil mi? Çünkü artık mazide kalan tatlı hatırlar var.
Terry’nin yüzüne bakarak: Londra’ya gelmeseydim hiç tanışamayacaktık dedi Candy gülümseyerek.
Çok güzel günlerdi o zamanlar.
Sonra sen gittin. Biliyorum bana zarar gelmesin diye…. Arkandan yetişmeye çalıştım ama sadece geminin arkasından bakakaldım.
Candy sırtını Terry ‘nin göğsüne yaslamış Terry’nin eli Candy’nin saçlarında geziniyordu.
“keşke gitmek zorunda kalmasaydım” diye geçirdi
Candy anlatırken bir ağlıyor bir gülüyordu. Terry de hiç sesini çıkarmadan onu dinliyordu.
Benim okulda kalmam için sen okulunu bırakmıştın ama sensiz olmaya daha fazla dayanamadım. Hem Lady olmak pek bana göre değil dedi gülerek. Bu yüzden okuldan ayrılıp türlü zorluklarla Amerika’ya vardım. Bu arada hep senden bir ize rastladım yol boyunca ve Ponny’nin evine vardığımda düşünebiliyor musun sadece yarım saat farkla seninle karşılaşma şansını kaçırmışım.
Bunu öğrenen Terry şaşırır. Kaderin bize oynadığı bir oyun diye düşünür.
Sonra bir şekilde birbirimizi bulduk ama seni yine kaybettim….Bu sefer gerçekten gittin…
Bunun için ne seni ne de Susanna’yı suçlayamam. Olması gereken oydu ama yine de….
Candy gözyaşlarını tutamaz artık. Bu kadar zamandır içinde biriktirdiklerini anlatmanın etkisiyle sarsıla sarsıla ağlar ve Terry de ona sarılıp ağlar.
Terry: Bundan sonra asla gitmeyeceğim Candy. Sana söz veriyorum
“Seni çok seviyorum” der Candy
Terry’de “Ben de seni çok seviyorum. Hem de tahmin edemeyeceğin kadar bayan sulugöz” der
“Demek öyle bay sulugöz!”
İkisi de birbirlerinin gözyaşını silerken diğerleri de yanlarına gelmiştir.
-Neler oluyor böyle. Siz ikiniz ağlıyor musunuz? Der Annie
Candy: Yok bir şey sadece sizin evleneceğinizi öğrenmek beni biraz duygulandırdı der gülümseyerek
Peki ya sen Terry der Archie. Bu kadar duygusal olduğunu bilmiyordum der sırıtarak.
Hayır benim gözüme sadece toz kaçtı der Terry bir yandan gözlerini ovuşturarak. Sonra herkes aynı anda bir kahkaha patlatır.
********
Ertesi gün Terry öğlen molasında Candy’i görmeye gelir. Bu sefer elinde kırmızı bir gül buketiyle.
Candy çok mutlu olur. Gülümseyerek gülleri koklar.
-Harika kokuyorlar teşekkürler Terry. Aa! Ben bunları bir vazoya koyayım. Çünkü solmalarını istemiyorum der ve birkaç dakika sonra gelir. Bir cafeye otururlar. Bir yandan yemek yiyip sohbet ederler.
Terry: Biliyorsun Candy. Eski çalıştığım tiyatro grubuyla tekrar çalışmaya başladım. Yine Romeo ve Juliette başrol oynayacağım. Şu an prova aşamasındayız ama yakında turneye çıkmamız gerekecek. Bu da bir süreliğine de olsa ayrı kalacağız demek ve ben senden ayrılmak istemiyorum.
Candy’nin yüzü asılır. Geçici de olsa ayrılık fikri hoşuna gitmez ama sonuçta bu onun mesleği diye düşünüp tekrar gülümser ve
“Terry! Bende senden ayrılmak istemiyorum ama bu işinin gereği. Sen tiyatroda çok başarılsın ve seni sahnede izlemek muhteşem. Tabi hayranlarını kıskanmıyor değilim J “ der.
Terry: “Aslında tiyatro grubunun neden bir hemşireye ihtiyacı olmasın? Ne dersin Candy? Bence bu harika bir fikir”
-Olabilir mi?
-Yönetmenle konuşacağım. Oyuncuların ve belki seyircilerin bir hemşireye ihtiyacı olabilir. İhtiyaçları olmasa da ben ihtiyaç duymalarını sağlarım :p
Terryyy!
Candy’nin yumrukları Terry’nin omzunda patlarken gülüşürler. Eli de ağırdır bu arada.
*****
İşin bir de Susanna boyutu vardı. Bir gün Elonor Baker Sussanna’yı ziyaret eder.
-Hoşgeldiniz bayan Elenor. Bu ne hoş sürpriz der Susanna
-Merhaba Susanna. Nasılsınız?
-Bu halde nasıl oluna bilinirse diye iç geçirdi Susanna
-Kendinizi bu kadar salmayın. Tıp çok ilerledi. Artık protez bacakla hastalar yürüyebiliyor. En azından tekerlekli sandalyeden kurtulabilirsiniz.
Susanna’nın yüzü düştü. Uzaklara bakarak: Ne fark eder ki. Yürüsem Terry beni sevecek mi?
-Sevmeyeceğini biliyorsun dedi annesi odadan içeri girerken.
Susanna gözündeki yaşı saklamak için pencereden tarafa baktı. Annesi haklıydı.
-Seni sevmeyen biri için kendini feda ettin. Kusura bakmayın bayan Baker ama öyle!!
-Ben de bunu konuşmak için gelmiştim ama eğer Susanna konuşmak istemezse gidebilirim dedi Elenor.
-Hayır, kalabilirsiniz dedi Susanna
-Oğlum için gerçekten büyük bir fedakârlık yaptın. Bunun için minnettarım. Senin için ne gerekirse yapmaya da hazırım ama… hem oğlum için, hem de senin mutluluğun için ondan vazgeçmeni isteyeceğim.
Sunanna şaşırır.
Elenor devam eder “Eğer onun seni sevmediğini bile bile evlenirseniz o başkasını sevdiği için mutsuz olacak, sen de seni sevmeyen biriyle beraber yaşamaya mahkum olacağın için mutsuz olacaksın. Bunu yapmayın Susanna!! Lütfen rica ediyorum Hem ona hem kendinize bu kötülüğü yapmayın.”
Susanna bir süre sessiz kalıp
-Haklısınız Bayan Elenor. Ben de aslında bir süredir bunu düşünüyorum. Terry beni seçmiş olmasına rağmen hala Candy’i seviyor. Bana belli etmek istemese de ben bunu hissedebiliyorum. Bunu kendime itiraf etmekte zorlanıyordum ama haklısınız. Beni sevmeyen biriyle bir ömür geçirmek çok zor olmalı.
Elonor, Susannaya sarıldı. Teşekkür ederim dedi usulca beraber ağladılar. Elenor ayrılırken Susanna’yı davet etti ve tanıdığı çok iyi doktorlar olduğunu ve bacağı için bir şeyler yapılabileceğini söyledi. Belki de eskisi kadar iyi olmasa da yürüyebilecekti
Terry annesi ve Susanna arasında geçen bu konuşmayı hiç bilmeyecekti.
Böylece Susanna Terry’e bir mektup bırakarak uzun süre dönmemek üzere şehirden ayrılmıştı. Böylesi daha iyiydi. Terry’i görürse bu fikirden vazgeçeceğinden korkuyordu. Çünkü tek aşkının mutlu olmasını istiyordu…..
*****
Üç gün sonra Archie kliniğe kornayı çala çala gelir.
-Candy Candy!
-Ne var Arcihe! Ne oldu çok telaşlı görünüyorsun.
-Steardan telgraf var!
-Telgraf mı?
-Evet. Seni almaya geldim. Elroy hala yok merak etme. Patty de biz de. Hadi acele et.
-Tamam tamam geliyorum.
Candy izin isteyerek üniformasını çıkarıp koşa koşa arabaya biner.
-Terry? O da gelebilir istersen
-O da bu haberi duymak isteyecektir der Candy
Terry’de alarak malikâneye giderler. Candy ve Patty birbirlerini görünce sarılırlar. Annie de aa kıskandım ama deyip onlara sarılır.
Dayanamayan Patty: hadi Archie artık söyle nedir bu haber
-Evet arkadaşlar size bir iyi bir de kötü haberim var. Önce hangisi…
Kızlar ellerine geçirdikleri yastıkları Archiye fırlatırlar.
Tamam tamam. Stear eve dönüyor
EVE DÖNÜYOR
Kızlarda bir, çığlık bir sevinç. Kötü haberi çoktan unuttular.
Terry: Peki ya kötü haber diye ciddiyetle sordu
Tabi ya bir de kötü haber vardı. Kızlar bir anda koltuğu çöktüler. Kötü haber nedir dedi Patty endişeyle.
-öüm şey eve dönüyor ama….
-Eee!
- yaralanmış!
Patty olduğu yerde bayılır. Kızlar onu ayıltmaya çalışırken Archie de endişelenmeye gerek yok o kadara da ciddi bir şey olmadığını anlatmaya çalışır.
Terry: Arcihe aptal mısın? Kızlara böyle şeyler söylenir mi? Onlar her şeyi abartır bilmiyor musun? Der ukalaca
Archie: ama hiç yardımcı olmuyorsun der Terry’e içinden “ne yaptım ben” diye geçirirken.
Kızlar sakinleşmiştir. Özellikle Patty’nin yüreği hala bir kuş gibi atıyordur ama en azından dönüyor olmasına da seviniyordur.
Peki, ne zaman geliyor diye sordu Terry.
Arcihe: İki gün sonra öğlen burada olacakmış.
******
Stear’ın olduğu tren istasyona vardığında Archie ve Stear’ın anne-babası, Elroy hala, Leganlar, Archie, Annie, Patty, Terry ve Candy onun gelmesini merakla bekliyorlardı. İstasyon hayli kalabalıktı çünkü savaştan yaralı vaziyette dönen birçok asker vardı ve herkes sevdiklerine kavuşmayı bekliyorlardı.
Candy Leganlar’dan hoşlanmadığı için ve Elroy hala da Candy’den hoşlanmadığı için Candy ve arkadaşları farklı bir yerde bekliyorlardı. Neil ve Elisa, Candy ve Terry’i tekrar bir arada gördüklerinde hem çok şaşırmış hem de kıskançlıktan deliye dönmüşlerdi. Nasıl bu mümkün olabilirdi ki? Ama bu mutlu günü her nasılsa (!) berbat etmemek için intikam planlarını bir süre erteleyeceklerdi...
“Tanrım ne kadar da kalabalık. Söylesene Candy Stear’ı nasıl bulucaz biz” dedi Patty endişeyle.
-Merak etme Patty ,eminim birazdan onu görücez dedi Candy
Hepsi de heyecanlı ve meraklı bir şekilde kalabalıkta Stear’ı arıyorlardı. Ve sonunda kalabalığın arasından görünüverdi. Kolu ve omzu sargıdaydı ama onun dışında iyi görünüyordu. Herkes heyecanlı ve mutluylu. Neil ve Elisa pek bunla ilgileniyor gibi görünmüyorlardı. Sonuçta zorunlu olarak gelmişlerdi.
-Herkese merhaba. İşte döndüm!!!
İlk önce annesi gözyaşları içinde sarıldı, sonra babası ve sonra Elroy hala ve diğerleri hoş geldin dedi.
Sonra Archie abisine sarıldı. Ağlamamaya çalışsa da her gün ondan kötü bir haber gelme korkusunu yaşadığı için bir rahatlama gelmiş ve kendini en sonunda bırakmıştı.
“Hoş geldin Stear ama bunun acısını sonra çıkartacağım unutma. Dua et yaralısın” dedi Arcihe biraz da kızgınlıkla
Stear gülümsedi sadece ve diğerleri de ona hoş geldin dileklerini sundu. En son Patty kalmıştı. Karşı karşıya geldiklerinde sanki oradaki herkes yok olmuş sadece ikisi kalmıştı. Sonra Patty, Stear’ın kollarına atıldı. Stear sağlam koluyla ona sarıldı. Canı yanıyordu ama bu umurunda değildi. Zor savaş koşulları onu değiştirmişti. Artık çocuk değil bir erkekti ve sevdiği insana kavuşmak bu acıyı önemsizleştiriyordu.
Arcihe Stear’ın eşyalarını almaya gitti. Bu arada yaralı bir asker tam da onların yanında yere yığıldı.
Candy hemşire olduğu için hemen atıldı.
-Merak etmeyin ben hemşireyim diye bağırdı.
Askerin nabzı ve ateşi normaldi. Onunda bacağında bir yarası vardı. Kontrol etti. Gayet iyi görünüyordu. Asker su diye mırıldandı.
Candy : biri hemen su bulsun diye seslendi etrafa. Yolculardan biri su matarasını verdi.Asker oldukça susuz kalmış.Bu yüzden baygınlık geçirmişti.
Candy suyu içirdikten sonra asker gözlerini aralayıp Candy’e baktı ve: Sanırım öldüm ve Cennetteyim dedi
Candy utanmıştı: Hayır bayım burası Amerika, ben de bir hemşireyim dedi gülümseyerek
Terry bu durumu görünce çok kıskanmıştı. Yumruğunu sıktı. Tam askerin üzerine yürüyecekti ki
Archie bunu fark edip kolundan yakaladı. Kısık sesle: Napıyorsun? O yaralı bir asker. Ona vurmayı mı düşünüyorsun.
-Terry yumruğunu gevşetti: Haklısın bir an kendimi kaybettim. Onu çok kıskandım bir an dedi
Archie içinden “Seni çok iyi anlıyorum. Onu ilk önce Anthony’den sonra da senden kıskanmıştım ama bunla baş etmeyi öğrendim ve artık Annie var. Evet o hayatımın kadını. Onunla evleneceğim” diye geçirerek Annie’nin yanına geldi.
Ve artık kimse yalnız değildi, herkesin yanında sevdiği vardı.
Hep beraber istasyondan ayrılırken
Stear Candy’e dönerek: Candy benim özel hemşirem olur musun diye sorar
Candy: Stear elbette seni sık sık ziyaret edeceğim ama bence Patty senle daha iyi ilgilenir dedi.
Patty: Elbette ona çok iyi bakacağım
Stear: Buna ne şüphe deyip Patty’nin elini öper.
****
Stear’ın dönmesi şerefine ve Archie ve Annie’nin düğün tarihini belirlemek için bir davet verilir.
Annie ailesiyle beraber gelir, Patty büyükannesiyle, Candy yalnız gelir çünkü Terry’nin provaları vardır. Elroy hala, Stear döndüğü için o kadar mutludur ki onu kıramaz ve Candy’nin de gelmesine ses çıkarmaz.
Davette gençlerin hepsi bir masada otururlar. Candy Neil’den ne kadar uzak durursa dursun Neil sürekli onun etrafındadır ve çok iyi davranmaktadır. Herkes buna bir anlam veremez. Herhalde başına saksı falan düştü diye düşünürler.
Archie ayağa kalkar ve dikkat çekmek için bardağına çatalla birkaç kez vurur.
-Öncelikle kadehimi Stear’ın dönüşü şerefine kaldırmak istiyorum. Senin için çok endişelendik ama sonunda döndün. İyi ki varsın. Hoş geldin der ve kadeh kaldırdılar ve devam eder.
Biliyorsunuz Annie ve ben nişanlandık ve Stear döndüğünde düğün yapmaya karar vermiştik. İşte o zaman geldi. Düğün hazırlıkları biter bitmez evleniyoruz dedi
Annie yüzü kızarmış bir şekilde mutluydu. Candy alkışlayarak” bu harika bir haber” dedi
Stear ayağa kalktı ve “Galiba çifte düğün olacak. Çünkü ben de Patty’e evlenme teklif ettim ve fazla beklemek istemiyorum” dedi Patty’nin gözlerinin içine bakarak. İkisi de çok mutlu görünüyorlardı. Neil birden kolunu Candy’nin omuzuna atıp biz de evleniyoruz. Bizi de tebrik edin dedi küstahça. Herkes çok şaşırmışken Candy öfkeyle ayağa fırlar.
“Ne diyorsun sen Neil. Ne evlenmesi. Senden nefret ettiğimi daha kaç kere söylemem gerekecek” diye azarladı.
-Ama bir gün seveceksin diye karşılık verdi Neil
-Hayır asla. Şu dünyada bir sen kalsan yine de sevmem seni. Bana yaptığın eziyetleri ne çabuk unuttun..
Kusura bakmayın çocuklar ama daha fazla kalıp bu kurbağa surata tahammül etmek istemiyorum. Biz daha sonra tekrar bir araya geliriz nasılsa. Tekrar tebrik ederim sizleri. Hoşça kalın!
Arcihe: Candy bekle şoför seni eve kadar bıraksın dedi. Arabaya kadar eşlik etti
Arcihe “Gerçekten şaşkınım hala aklım almıyor bu yaşananları.”
Candy “Dert etme benim de aklım almıyor zaten”
Arcihe : Ne zamandan beri seni rahatsız ediyor.
Candy: Çok olmadı. Birkaç aydır.
Arcihe: Yoksa hastane meselesinde de onun parmağı mı var?
Candy: ….
Arcie: Ona mecbur kal diye mi böyle bir şey yapmış. Ne kadar da alçakça. Tam da ona yakışır.
Candy: Lütfen siz bu işe karışmayın. Bu benim meselem. Leagonlarla ters düşmenizi istemem. Ne de olsa akrabasınız.
Arcihe: Ama Candy
Candy: aması yok Arcihe. Siz yaklaşan düğününüze odaklanın dedi gülümseyerek. Ben bunla başa çıkabilirim diyerek arabaya bindi
********
Candy eve geldi kendine bir fincan çay yapıp pencereden dışarıyı izlemeye başladı.
“Neil ne aptal çocuk. Umarım başıma bela olmaz
Terry ne yapıyor acaba? Provası devam ediyor mudur? Davetten erken ayrıldım. Henüz erken en iyisi onu görmeye gideyim. Hem moralim düzelsin “
deyip çayından son bir yudum alıp hemen dışarı çıktı.
Arabacı tiyatro binasının önünde durdu. Kapıdaki görevli “kapalıyız bayan” dedi
Biliyorum ben Terry’nin provasını izlemek için gelmiştim. Onun arkadaşıyım dedi
Görevli önce Candy’e şöyle bir baktı. Bir dakika bir sordurayım dedi. İçerden başka biriyle haber gönderdi. Biraz bekleyin bayan dedi
Candy beklerken afişlere bakınmaya başladı. Bir kaç dakika sonra içeri girebileceğini söylediler. Candy de sessizce boş koltuklardan birine oturup Terry’nin provasını izlemeye başladı. Terry Candy’nin varlığından güç alarak sanki daha iyi bir prova çıkarmıştı. Mola verdiklerinde hemen Candy’nin yanına gelip oturdu.
“Hoş geldin. Seni hiç beklemiyordum. Davet erken mi bitti”
Candy Neil’den bahsetmek istemedi. Bir delilik yapmasından korkuyordu ve provaya odaklanmasına engel de olabilirdi.
-Bilirsin Elroy halanın benden hoşlanmaması , Elisa ve Neil’in bana karşı tavırları malum. Sen de olmayınca erken çıktım” dedi.
-Biliyor musun Stear da Patty’e evlenme teklif etmiş. Çifte düğün yapacaklar dedi gülümseyerek
-Bu harika bir haber dedi Terry. Candy ‘i gelinlikle hayal etmeye başladı.
Candy: Ne düşünüyorsun? diye sordu
-Candy seninle gelecek hafta sonu Ponny tepesine gidelim mi ne dersin?
Bu harika olur. Hem bayan Ponny ve Rahibe Maria’yı ve tabi ki çocukları çok özledim. Şimdiden sabırsızlanıyorum
****
Bu hafta nasıl geçecekti. Hem Terry ile Ponny tepesine birlikte gideceklerdi hem de herkesi çok özlemişti. Eve giderken bir gazete aldı. Evde masada yarım bıraktığı çay buz gibi olmuştu. “Şaşkın ben. Terry söz konusu olunca her şeyi unutuyorum” diye kendine söylendi. Kendine yeni bir çay yaptı ve gazete okumaya başladı.
Gazete de Terry’nin tiyatro grubundan da haberler vardı. “Terry yine yakışıklı çıkmış ama bu böyle olmaz ki. Hep gazetedeki resimle mi idare edicem ondan bir imzalı resim istemeliyim” diyerek güldü
Gazete de başka bir haber daha dikkatini çekti. “Bay William yakında gerçek kimliğini açıklıyor” şeklinde bir başlık görür. Onu çok merak ediyordur. Ona hiç teşekkür etme fırsatı bulamamıştı ama şimdi belki de böyle bir fırsat yakalayabilecekti.
Ertesi gün klinikte çalıştığı sırada bir araba gelir. Bu araba Aldrey malikanesinden gelmektedir. İki hizmetçi ellerinde kıyafetlerle inerler.
Şoför: Siz Bayan Candice White Aldery misiniz? Diye sorar
-Evet der Candy
Dr.Martin Candy’nin bir Aldrey olduğunu duyunca şaşırır.
“Size daha önce bahsetmediğim için üzgünüm. Ben Aldrey ailesi tarafından evlat edinildim” der
Şoför: Bay Wiliam sizi davet ediyor der
Candy çok şaşkındır “Büyükbaba Wiliam mı “ derken
Hizmetçiler ona yeni kıyafet getirdiklerini ve giyinmesine yardım edeceklerini söylerler.
Beraber içeri girip Candy’i giydirirler. Dışarı çıktığında oradaki birkaç küçük hasta ve Dr.Martin Candy’nin bu şık halinden etkilenirler.
Candy: Dr Martin William amca bugüne kadar bana bir sürü imkân sağladı ve ben ona bugün ilk defa yüz yüze teşekkür edebileceğim der.
Dr.Martin: Tabi ki gidebilirsin Candy
-Teşekkürler Dr. Martin diyerek arabaya biner.
Yolda çok heyecanlıdır. Onunla nasıl konuşacağı ile ilgili kafasında provalar bile yapar ve artık bir Aldrey olmak istemediğini de söyleyecektir.
Malikâneye geldiklerinde ise bir tuhaflık hisseder. Onu Neil karşılar. Sonra Elisa kapıda belirir ve Elroy halanın onu beklediğini söyler.
Oysa ki bay William ile karşılaşmayı beklemektedir. Bayan Leagon bile ona hiç olmadığı kadar sıcak davranır. Bu işte bir gariplik vardır ama neyse.
Elroy halanın karşısına çıktığında onu Neil ile evlendirmeye karar verdiklerini duyunca beyninden vurulmuşa döner.
İyi ama hala. Neden benim fikrimi sormuyorsunuz. Ben Neil ile evlenmek istemiyorum der
Elisa:Bu büyükbaba Wiliam’ın emri der
Elroy hala başka bir şey demeden odadan çıkar.
Bayan Leagon ve Elisa iki taraftan Candy’e baskı yapmaya başlarlar. Bunun büyükbaba William’ın emri olduğunu ve hiç birinin buna karşı gelemeyeceklerini anlatırlar.
Candy onlara kabullenmiş gibi görünür ama Neil ile evlenmeye hiç niyeti yoktur. Düşünmesi bile korkunçtur. Bir şekilde buradan çıkıp Wiliam amcayla görüşüp bu karardan vazgeçirmeliydi. Gizlice ana kapıdan çıkarken George’la karşılaştı.
George Elroy halaya bazı evraklar imzalatmak için gelmişti. Candy’i orada görünce şaşırdı. Üstelik telaşlıydı.
-Bayan Candy! Sizi burada görmeyi beklemiyordum.
-Wiliam… Wiliam amca nerede? Beni buraya çağırdı, kendisi yok. Üstelik beni Neil ile nişanlamak istiyorlar. Bana fikrimi bile sormadılar. Tıpkı bir oyuncakmışım gibi davranıyorlar. Ben kimsenin kuklası olamam. Ben de Wiliam amcanın yerini öğrenmek için size geliyordum.
-İnanın Bay Wiliam’ın bundan haberi yok.
-Demek beni oyuna getirdiler. Lütfen beni Wiliam amcaya götür. Bana bir tek o yardım edebilir.
-Pekâlâ. Sanırım bu ciddi bir durum. Benimle gelin diyerek arabaya bindiler.
-George! Wiliam amca şuan nerede? Nereye gidiyoruz?
-Lakewood’da
Candy uzun zamandır orayı görmemişti. Zihninde hatıralar yeniden canlanmaya başladı. Uzun bir yolculukta düşünecek oldukça zaman bulmuştu. Gül kapısından geçtiler. Mis gibi gül kokuları Candy’e adeta hoş geldin diyorlardı. Anthony’nin gülleri ve Şeker Candylerle rengârenk bir cennet köşesi gibiydi.
Sonunda malikâneye varmıştı. Wiliam amcayı ilk kez görmenin heyecanı ve Neil ile yapılması planlanan zorunlu evliliğin endişesi bir aradaydı. İçinden “güçlü ol Candy” dedi.
George: Bay Wiliam bu saatlerde veranda da olur. Sizi oraya götüreyim der.
Büyük salondan geçerken Anthony ile dans edişini anımsar. Ne kadar güzel günlerdi diye içinden geçirirken George’un sesi ile irkilir. Wiliam amca onu beklemektedir ve heyecanı kat be kat artar.
Ve sonunda…..
Wiliam amca arkası dönük vaziyette heybetli bir koltukta oturmaktadır. Sadece elini görebilmektedir. Önce yutkunur. Söze nasıl başlayacağını bilememektedir.
Wiliam amca benim Candy. Sizi görmeyi ve bizzat teşekkür etmeyi o kadar çok istiyordum ki. Nihayet karşımdasınız.
Sesi titriyordu…
Bana eğitim fırsatı verdiniz. Üzgünüm ben size layık olamadım. Çünkü Lady olmak benim tabiatıma aykırı olduğunu fark ettim ve bir Aldrey olmanın sorumluluğu benim için çok fazla. Sırf bu yüzden istemediğim halde beni Neil ile evlendirmek istiyorlar.
Bunları söylerken kendiliğinden istem dışı bir şekilde yere çöküp oturmuştu. Çünkü dizleri titriyordu. İki eli yerde ve başı da yere eğikti.
Wiliam amca ayağa kalktı ve ona doğru yaklaştı fakat Candy ona bakma cesareti gösteremedi ve devam etti.
Lütfen Wiliam amca bu düğüne mani olun. Ben Neil’i sevmediğim gibi nefret ediyorum. Çünkü bana bu zamana kadar çok kötü davrandı. O iyi bir insan olsa bile onla evlenemem. Çünkü…. çünkü
Ağlıyordu.
-Ağlama Candy. Güldüğün zaman çok daha güzel oluyorsun.
Candy şoktaydı. Bu ses ve cümleler çok tanıdıktı. Wiliam amca bunu söylerken bir dizinin üzerine çökmüş ve bir eliyle Candy’nin başını çenesinden tutarak kendisine bakmasını sağlamıştı.
Bay A.. Albert…!!! Sizin burada ne işiniz var. Buraya nasıl girdiniz!! Çabuk gidin sizi görmesinler. Bu kadar zamandır Wiliam amcayla konuşuyorum sandım. Çok kötüsünüz. Heyecandan kalbim duracak sandım!!
Candy! Sana esas gerçeği söylemenin vakti geldi. Benim tam adım Wiliam Albert Aldrey
Nasıl? Wiliam amca sen misiniz?
Candy nasıl hitap edeceğini şaşırmıştı. Yıllardır çok yaşlı bir amca hayal ederken, Bay Albert ile karşılaşmıştı. Hala yerden kalkamamıştı.
-Evet Candy! Çok küçük yaşta ailenin başına geçmek zorunda kaldım. Çok genç olduğum için Elroy hala kimliğimi gizlememin daha doğru olacağını düşündü. Birkaç kişi hariç kimse bilmiyordu. Ben de zaten bu sıkıcı işlerle uğraşmak istemediğim için kimliğimi gizlemeyi tercih ettik. Artık bunu değişmesinin zamanı geldi. Kimliğimi senden gizlediğim için üzgünüm Candy ama böyle olmak zorundaydı.
Anthony,Stear ve Archie seni evlat edinmem için mektup yazdıklarında biz zaten tanışmıştık.
-Evet hatırlıyorum. Beni boğulmaktan kurtarmıştınız ve ben sizi ilk gördüğümde ayı sanmıştım.
-Ayı mı? Hahahaha
-Ama çok karanlıktı dedi Candy gülerek.
-Seni sadece onlar istediği için değil, seni aynı zamanda ölen kız kardeşime çok benzettiğim için evlat edindim.
-Kız kardeşiniz mi?
-Evet, Anthony’nin annesi benim kız kardeşimdi
-Sahi mi?
Candy birden Anthony’nin tepedeki prens için bazen onlara geldiğini söylediğini hatırladı. Yoksa…
-Bay Albert. Siz hiç Pony tepesine gittiniz mi diye sordu merakla
-Evet, çok eskiden arada sırada yalnız kalmak için giderdim.
Candy yanından hiç ayırmadığı madalyonu çıkarıp Bay Albert’a gösterdi.
Bunu hatırladınız mı? Diye sordu Candy
-Evet, bu benim madalyonlarımdan. Resmi davetlerde takarım. Nerden buldun?
-Bunu yıllardır saklıyorum. Onu Ponny tepesinde prens düşürmüştü.
-Prens mi?
-Evet! adını bilmediğim için ona hep tepedeki prens diye hitap ettim. O prens sanırım sizsiniz!!
Bay Albert biraz düşündükten sonra: Şu işe bak!! O tepede karşılaştığım küçük kız sendin demek. Kader bizi demek ta o zamandan birbirine bağlamış ha Candy?
Bay Albert ben sizi hiç olmayan abim gibi gördüm şimdi ise beni evlat edinen Wiliam amca olarak buldum ve ben çok küçükken tepedeki prens olarak gördüğümde ise aşıktım. Şimdi bu beni biraz utandırıyor ve kafam gerçekten çok karıştı.
Candy sen benim evlatlık kızımsın ama ben senin baban olamayacak kadar gencim ve bana âşık olduğunda da sen daha bir çocuktun. Bunun için utanmana gerek yok. Zaten ben de seni ölen ablama benzettiğim için her zaman kardeşim gibiydin. Bundan sonra da böyle olacak. Ve ben senin Aldrey soyadından vazgeçmeni istemiyorum. Bu soyadı sana engel olmayacak merak etme. Sen Candy’sin. Değişmeni istemiyorum. Neil konusunu dert etme. Bu evliliğe zaten ben de karşıyım.
Candy Bay Albert’a gözyaşları içinde sarılır.
-Teşekkür ederim bay Albert
-Hadi bakalım ağlama artık. Bence güzel bir tatil yapmalısın. Neil konusunda da için rahat olsun.
-Hafta sonu Terry ile beraber Bayan Ponny’i ziyaret edecektik zaten dedi Candy
Hem gözyaşını sildi hem de gülümsedi.
-Bu harika o zaman dedi Bay Albert
********
Hafta sonu gelmişti. Terry arabayla Candy’i almak için geldi. Elinde de bir gül buketi vardı. Kapıyı çaldı.
Candy ilk defa her zamankinden daha fazla süslenmişti. Çok şık bir elbise giymiş, saçının şeklini bile değiştirmişti. Terry onu görünce hayran hayran bakmaya başladı.
-Affedersiniz sanırım yanlış geldim deyip geri döndü. Candy arkasından seslenince
-Tamam tamam şaka yaptım. Seni hiç bu kadar güzel görmemiştim. Beni şaşırtmayı başardın dedi
-Terry sen yok musun? dedi Candy şapkasını takarken. Beraber yola çıktılar. Güzel ve eğlenceli bir yolculuktu. Oraya vardıklarında arabayı uzaktan gördükleri için herkes onları karşılamak için dışarı çıkmıştı.
Bayan Ponny, Rahibe Maria ve çocuklarla hasret gideren Candy çok mutluydu.
Saat ilerlemişti ve yol yorgunuydular. Rahibe Maria Candy ve Terry için farklı odalarda yatak hazırladı. Odaların kapılarına geldiklerinde Terry seslendi.
-Candy!
-Evet?
-Seninle gün doğumunda Ponny tepesine gidelim mi diye sordu?
-Bu harika olur Terry.
-O zaman sabah görüşürüz
-Görüşürüz Terry. İyi geceler
-İyi geceler Candy
İkisi de yan yana odalarda yataklarında dönüp durdular. Zaman hiç geçmek bilmedi. İçlerinde enerji o kadar yoğundu ki bir türlü uyutmadı ikisini de. Uzun zaman önce verilen söz sabahın ilk ışıklarıyla gerçekleştirilecekti.
*****
Horozlar ötmeye başladı. İkisi de kalkmış hazırlanıyordu. Kimseyi uyandırmamaya çalışıyorlardı. Sessizce birbirlerine günaydın deyip dışarı çıktılar. Elele verip beraber Ponny tepesine vardılar.Baba ağaç ılık meltem rüzgârı vasıtasıyla onlara merhaba diyordu. Candy baba ağaca sarıldı.
-Ne hoş dedi mutlu bir gülümsemeyle. İşte buradayız sonunda dedi Terry’e bakarak.
Güneşin doğuşuna karşı oturdular çimenlerin üzerine. Mis gibi çimen kokusu, baba ağaçtan gelen rüzgâr hışırtıları, kuş sesleri ve gün doğumu…
Ve insanın, en sevdiği kişinin yanında olması. Bundan daha güzel ne olabilirdi ki hayatta. Terry’nin omuzuna yaslanıp beraberce dün doğumunu izlediler. Zaman zaman Terry Candy’nin saçlarını öpüyordu. İkisi de son derece huzurlu ve mutluydular.
-Candy!
-Evet?
-Seni seviyorum
-Ben de seni seviyorum. Hem de çok
-Benimle evlenir misin?
-Terry!
Terry cebinden bir yüzük çıkardı
-Seni çok üzdüm biliyorum ama bundan sonra seni hep mutlu edeceğime söz veriyorum dedi Terry
-Hala cevap vermedin yoksa istemiyor musun
-Hayıır!
-Hayır mı?
-Yani evet, elbette seninle evlenmek istiyorum. Sadece şu anda böyle bir teklif beklemiyordum. Bağışla diyerek parmağını uzattı.
Terry Candy’nin parmağına yüzüğü taktıktan sonra onun elini öptü
Ve Genç bayan bundan sonra siz bir Grandchestersınız dedi
Candy çok mutluydu ama sadece o değildi mutlu olan. Seslerini duyamasalar da parmağına yüzük taktığını bütün ev halkı izlemişti ve Candy adına çok mutlu olmuşlardı.
Bir kutlama yapmalıydılar. Candy ve Terry ‘de kahvaltı için dönmüşlerdi. Bayan Ponny büyük bir masa kurmak istiyordu. Terry’den masaları birleştirme konusunda yardım aldı. Candy ise büyük bir turta yapmaya başladı.
-Bayan Ponny. Jimmy nerde? Diye sordu Candy
-Tom’u çağırması için gönderdim diye cevapladı.
Terry merakla sordu: Tom kim?
O da benim gibi bu yetimhanede büyüdü. Şimdi bay Steve onun babası. Çiftlikleri buraların en büyüğüdür. Biliyor musun Annie ve benim bulunmam onun sayesinde oldu. O fark etmeseydi belki biz karda donmuş olurduk.
Tom ve Jimmy gelince onla da hasret giderdiler. Terry’i Tom ile tanıştırdı.
Sofra hazırlıkları sürerken bir otobüs çıkagelir. Herkes şaşkındı. Kimsenin beklediği, haberinin olduğu bir şey değildi. Önce çocuklar otobüsün etrafını sardı, sonra diğerleri.
Bu gezici bir klinikti!
İçinden Bay Albert, Dr.Martin, Stear, Arcihe, Patty ve Annie indi.
-Aman Tanrım bu otobüs…Stear yoksa senin icadın mı? Dedi Candy
-Aslında fikir bay Albert’ın fikri ve finansını sağladı. Dr.Martin de bu otobüsün ihtiyaçlarını belirlememde yardımı dokundu ve ortaya bu muhteşem gezici klinik ortaya çıktı.
Bay Albert: Candy, Terry tiyatro oyuncusu olduğu için kâh orda, kâh burada olacak. Eğer sen sürekli onunla beraber seyahat etmeye kalkarsan hemşirelik yapamayacaksın. Bu da bir süre sonra seni mutsuz edecektir. Benim de aklıma böyle bir fikir geldi. Artık kliniğin sen neredeysen orada olacak. Dr.Martin de seninle gelecek. Tabi ki istersen elbette
-Bu çok güzel bir fikir. Üstelik zamanlama harika bay Albert!!!!!
-Zamanlama harika derken?
-Şeyyy! Madem herkes burada ( bir yandan da onay işareti için Terry’e baktı)
Yüzüğünü göstererek: Terry bana evlenme teklif etti diyerek herkesle sevincini paylaşır.
Herkes o gün çok mutludur.
İki ay sonra Lakewwod’daki malikane de 3 düğün bir arada olur.
SON
Candy Neil’in ona âşık olması sebebiyle çalıştığı hastaneden Bayan Leagon yüzünden kovulmuş ve diğer şehir hastanelerinde iş bulamamıştır. Daha sonra bay Albert sayesinde tanıdığı Dr.Martin’in küçük muayenesinde işe başlamıştır. Candy her nerede, hangi koşulda olursa olsun hemşirelik yapmaya kararlıdır. Bay Albert ise geçirdiği trafik kazasından sonra hafızası yavaş yavaş yerine gelmiş ama henüz bunu Candy’e söyleyememiştir.
Bir gün bir barda Terry ile karşılaşır. Terry kör kütük sarhoştur ve içmekten vazgeçmeye niyeti yoktur. Bay Albert’ı tanımaz ya da tanımamazlıktan gelir. Zira ben Terry değilim deyip durmaktadır.
Bay Albert onu kendine getirmek için biraz pataklayıp üzerine bir kova su döküp ayıltır.
Terry kendine gelir: Bay Albert! Vurun daha çok vurun bana. Çünkü ben bunu hak ettim. Zavallının biriyim diyerek serzenişte bulunur.
Bay Albert Terry’le rahatça konuşmak için şehir parkına giderler.
-Terry nedir bu halin böyle? Candy’e böyle mi söz verdin. Her şeyden vazgeçmiş görünüyorsun.
-Bay Albert yüküm öyle ağır ki taşıyamıyorum artık. Hiç bir şey umurumda değil artık.
-Candy de mi umurunda değil?!
-Bir tek o. Bir tek onu düşünüyorum. Susanna’yla ayrıldık ama Candy’e dönecek cesareti bulamadım. Çünkü sorumluluğunu üstlendiğim Susanna konusunda başarısız oldum. Tiyatroda da aynı şekilde. Benim için her şey için çok geç! der sigarasından bir nefes daha çekerken.
-Bir tek sen acı çekmiyorsun Terry!!
-Biliyorum
-Neyi bildiğini sanıyorsun. Gel benimle! dedi bay Albert
Beraber Mutlu kliniğin karşısındaki tepeye gelirler. Ona Candy’i gösterir. Terry de onun böyle bir yerde çalışmasına çok şaşırır.
-Ama bay Albert. Neden Candy böyle bir yerde çalışıyor.
-İnanması zor ama Neil Candy’e aşık olmuş
-Aşık mı olmuş!
Bu Terry için inanması çok güç ve aynı zamanda şok edici bir haber. Bay Albert olan biten her şeyi anlatır. Hatta Neil’in kaçırma teşebbüsünü… Terry bir elini yumruk yapıp diğer avucuna vurmaya başlar.
-Sakin ol Terry. Artık bir tehlike yok ama Neil’in bundan vazgeçeceğini sanmam der.
Bay Albert’ın asıl amacı Terry’nin kendini çabucak toparlaması için bir güç oluşturmaktır. Başarmıştır da!
-Bay Albert tiyatroya geri döneceğim. der ve gitmeye hazırlanır.
Bay Albert şaşırır: Candy’i görmeyecek misin der.
-Onunla bu haldeyken görüşmek istemiyorum. Birkaç güne ihtiyacım var. Önce kendimi toparlamalıyım der. Haklıdır da.
Bay Albert Terry’nin kendini toparlayıp Candy’e geri döneceğine ikna olur ve Candy’e bir mektup bırakıp hafızasının yerine geldiğini ve artık gitmesi gerektiğini anlatan bir veda mektubu bırakır.
Candy yine yalnız kalmıştır… Yatağa yattığında yine düşüncelere dalmıştır. Neden sonra fark eder ki
Terry’i düşünmeye başlamıştır.
Ne kadar unutmaya çalışsam da unutamıyorum… Aşkım... Tek sevdiğim…
******
Beş gün sonra Candy her zamanki gibi işe gitmek için kalkar ama ev Bay Albert olmadan çok boştur. Mutlu hatıralar gözünün önüne gelir buruk bir gülümsemeyle. İşe gitmek için dışarı çıkar. Nisanın ilk günleridir. Tıpkı Terry ile karşılaştığı sisli gece gibi yoğun bir sis vardır. Sabahın erken saatleri olduğu için topuklu ayakkabısının sesi yankılanır etrafta. Birden bir armonika bu sese eşlik eder.
“Bu… ama bu Terry’nin çaldığı müzik.” Sesin geldiği yere koşmaya başlar. Bahçe duvarının hemen köşesinden geliyordur ses. Köşeyi hızlıca döndüğünde bir siluet görür ama seçilmiyor.
Yavaş yavaş yaklaşırken kalbi küt küt atar. Acaba bu Terry miydi yoksa Terry olmasını umarak kendini mi kandırıyordu? Sırtını duvara yaslayan siluet başına yüzünü yarısını kaplayan bir kasket takmış !!!
Siluet konuşur: Merhaba çilli bayan birine mi bakmıştınız der.
-Terry!! der coşkuyla.
-Sen… burada… ama neden? Susanna’ya bir şey mi oldu yoksa?
Candy Terry’nin boynuna atılmamak için zor tutar kendini. Çünkü neden geldiğini bilmemektedir ve umutlanmak istemez.
-Susanna iyi. Biz ayrıldık der yüzü yerde.
-Terry yoksa onu terk mi ettin? der Candy kızarak
-Asla…mutlu olması için elimden geleni yaptım ama o benden ayrılmak istedi… Bir mektup bırakıp başka bir şehre gitmiş ama hangi şehir olduğunu bile bilmiyorum.Bak bu da mektubu… diye uzatır Terry
Candy almak istemez. Belki özeldir diye
-Candy benim senden bir gizlim yok. Rahatça okuyabilirsin der Terry
-Tamam deyip okumaya başlar
Sevgili Terry
Bugüne kadar beni çok mutlu ettin. Bunun için sana çok teşekkür ederim ama uzun süre düşünmenin ardından evlenmemizin doğru olmayacağına kanaat getirdim. Sen beni ne kadar mutlu etmeye çalışsan da ben seni mutlu edemediğim farkındayım. Bedenin yanımda olsa da kalbin başka yerde atıyor biliyorum. Tiyatroya bile odaklanamadın. Sahne de muhteşem bir oyuncu olsan da yanımdayken berbat bir oyuncusun. Hiç rol yapamıyorsun. Sana kızmıyorum. Suçlamıyorum. Benim bu halde olmam da senin suçun değil. Merak etme ben iyi olacağım. Sen de mutlu ol Terry. Sen mutlu ol ki ben de olabileyim. Annem ve ben başka bir şehre gidiyoruz. Nerde olduğumu bilmesen daha iyi olur. Ayrılık kararı benim için zaten zordu. Bir de bunu yüzüne karşı söyleyebilmek gerçekten zor. O yüzden sadece mektupla bildirdiğim için beni affet.
Seni seviyorum Elveda…. Susanna
-Tanrım! Susanna seni çok seviyordu. Onun için çok üzülüyorum dedi Candy
-Bende üzülüyorum Candy. Gerçekten ama sevmeden birini mutlu etmeye çalışmak gerçekten çok zordu. Elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım ama başaramadım. Bunları konuşmak için çok vaktimiz olacak Candy ama sen kliniğe geç kalmıyor musun?
-Tanrım tamamen aklımdan çıkmış. Seni görünce her şeyi unuttum… Bir dakika sen nerden biliyorsun klinikte çalıştığımı. En son görüştüğümüzde hastanede çalışıyordum ve hiç haberleşmedik?
-Seni gördüm
-Gördün mü?
-Evet Bay Albert’la beraber kliniğin karşısındaki tepedeydik geçen gün.
-Ve sen yanıma gelmedin öyle mi?
-O gün çok kötü sarhoştum. Bay Albert beni ayılttı ama gerçekten berbat görünüyordum. Son yaşadıklarım beni alt üst etti. Tam bir serseri gibiydim. Üstelik tiyatroyu bırakmıştım. O halde senin karşına çıkmak istemedim. Beni anlayacağını umuyorum.
Candy sırtını dönerek: Bay Albert’a da aşk olsun. Bana hiç söz etmedi. Zaten o da bir mektup bırakıp kayıplara karıştı yine dedi Candy burnunu kaldırıp sitemkâr bir tavırla.
Terry gülümsedi. Candy’nin her halini özlemişti. Arkadan kollarını beline doladı Candy’nin. Tıpkı ayrıldıkları gün gibi ama bu sefer kavuşmayı müjdeliyordu. Candy’nin tüm siniri bir anda geçti. Gözlerini kapatıp Terry’nin sıcaklığını hissetti. Nasılda özlemişti.
-Terry! Sen şimdi döndün mü? diye sordu yumuşak bir ses tonuyla.
-Evet döndüm
Sis dağılmaya başlamıştır yavaş yavaş. Terry Candy’nin elini tutup beraberce yürüdüler. Yol boyunca konuşmadılar. Sadece birbirlerinin varlığı kâfiydi. Candy yine de Susanna’yı düşünüyordu “Umarım bu kararından pişmanlık duymaz” diye geçirdi içinden.
Kliniğin önüne geldiklerinde
-Bundan sonra buradayım Candy. Bir daha asla seni bırakmayacağım. Şimdi hastaların seni bekler der Terry.
Candy gülümseyip başıyla onaylama işareti yapar. Kliniğin kapısına yaklaştığında aniden Terry’e koşup tekrar sarılır ve “Terry Seni seviyorum” der.
Terry gülümser ve Candy kapıdan içeri girerken içinden” ben de seni seviyorum çilli Tarzan” der.
Candy içerde çalışırken Terry bir ağaç dibine oturup armonika çalmaya başlar. Candy Terry’nin varlığını hissederek mutlu bir şekilde çalışır. Saat 11 gibi Terry’den hiç ses çıkmadığını fark eden Candy ona bakmak için dışarı çıkar. Bir ağacın altında onu boylu boyunca yatar bulur. Candy Terrynin tam başının yanında durup Terry’e doğru eğilir ve usulca:
-Terry uyuya kalmışsın. Hadi uyan der
Ama hiç ses yok. Dizlerinin üstüne çöker ve daha yakından seslenir.
Terry mırıldanır ama Candy anlamaz: Ne diyorsun Terry hiç anlamıyorum der ve daha da yaklaşır.
Terry gözlerini açmadan: insan hiç böyle uyandırıl mı?
Anlamadım nasıl….
Candy daha cümlesini tamamlamadan Terry gözlerini açar ve Candy’i dudaklarından öper. Serserice: eğer uyandıracaksan böyle uyandırmalısın der
Candy: Terry G. Granchester beni kandırdın. Sen şimdi görürsün der ve ağaçlar arasında bir kovalamaca başlar. Candy onu bu şekilde yakalayamayacağını anlar. Keşke bir ipim olsaydı diye düşünürken Kliniğin duvarında bir ip fark eder. Hemen bir kement yapıp ikinci denemede Terry’i iki omzundan yakalayacak şekilde ipi geçirmeyi başarır
-İşte yakaladım seni!!!
Terry kahkaha atar ve ipe yakalanmış şekildeyken Candy’nin etrafında dolaşır.
Hey n’apıyorsun demeye kalmadan iplerin arasında birbirlerine dolanırlar.
- Senden kaçacak olsam zaten burada olmazdım değil mi güzelim der.
-Te… Terry!
Derken yandan gülüşme sesleri duyulur. Dr Martin ve birkaç hasta bu kovalamaca ve yakalamaca sahnelerine tanık olduklarından kendilerini tutamazlar. Candy çok utanır. Gülüşürler.
Candy bir yandan iplerden kurtulurken Terry’e fısıldayarak:
- Yaptığını beğendin mi der. Bir yandan da kıkırdarlar.
Dr.Martin: Candy öğlen molası yaklaşıyor .Size izin veriyorum ama saat 14’de burada olursan sevinirim der
Candy: Peki DR.Martin teşekkürler” der mutluluktan uçarken
Beraber uzaklaşırken Terry sorar:
-Öğlen yemeğini nerde yiyorsun?
-Şey aslında ben hep evde hazırlayıp yanıma alıyorum. Yani klinikten pek çıkmıyorum.
-Tamam o zaman bugün bir değişiklik yapalım- der ve şehir merkezine gelirler. Bir cafeye otururlar. Yemekleri söyledikten sonra sohbete başlarlar.
Terry birden ciddileşir ve Candy’e
-Neden hastaneden ayrıldığını biliyorum
-Biliyor musun? Ama nerd.. tabi ya bay Albert bahsetmiştir bundan.
-Evet o söyledi. Merak etme Neil’e bunun hesabını verecek.
-Terry sakın bunu yapma lütfen. Onlara bulaşmanı istemiyorum. Baksana benim hiçbir hastaneye kabul edilmememi sağladılar. Sana kim bilir ne yaparlar.
-Bunu onun yanına bırakamam.
-Lütfeen beni seviyorsan uzak tur.
Terry oflayarak: Tamam ama bir daha sana yaklaşırsa affetmem der
Neyse ki yemekler gelir ve bu tatsız konu bir süreline de olsa kapanır.
Yemekten sonra kliniğe dönerler ama vedalaşmaları uzun sürer.
Nerde kalıyorsun diye sorar Candy
Otelde kalıyorum. Sana adresini vereyim.
Candy içerden bir kalem kâğıt getirir. Adresi yazdıktan sonra Terry’i uğurlar.
Günün geri kalanında mutlu bir şekilde çalışan Candy evin kapısından içeri girince önce kapıya yaslanıp derin bir iç geçirir. Mantosu çıkarır, yatağa sırt üstü uzanıp düşünmeye başlar. Olan biten her şey gözünün önünden geçer. ”Tanrım ne olur bu bir rüya olmasın” der ve kendini çimdikler.
-Aah!Hayır rüya değilmiş
Bütün gece hayal kurup durur. Heyecandan bir türlü gözüne uyku girmez ama neyse ki yarın tatil. İşe gitmesine gerek yoktur. Sabaha karşı sızar
******
Sabahın erken saatlerinde kapı çalar. Kapıyı zar zor duyan Candy yarı açık gözlerle “kim o” der.
-Candy benim aç kapıyı.
Ses Annie’nidir.
-Annie çok erken değil mi? Bu saatte gelişinin sebebi nedir der gözlerini ovuşturarak.
Annie Candy’i sarılıp öper.
-Canım kardeşim benim seni almaya geldik
-Ha? Almak mı? Nereye? Kimle?
-Kimle olacak tabi ki Archie ile. Giderken Patty’i de alıcaz.
-Ama nereye?
-Pikniğe
-Siz gidin ben biraz daha uyumak istiyorum deyip yatağa yönelir
-Aaa! Oyunbozanlık yapma Candy. Hem Arcihe ve benim size bir sürprizimiz var.
-Sürpriz mi? Merak ettim Annie nedir?
-Candy sürpriz dedim ya hadi giyin
Tamam hemen giyiniyorum diyerek odasına gider. İçerde giyinirken Annie ile konuşmaya devam eder. Aslında benim de size bir sürprizim var der.
Annie merakla: Sahi mi nedir Candy diye sorar?
Sürpriz dedim ya Annie
Gülüşürler. Yarım saat sonra iki kız apartmandan çıkarlar. Archie direksiyon başında beklerken uyuya kalmış vaziyettedir. İki kız birbirlerine bakıp gülerler. Sabahın erken saati olmasa onu korna ile uyandırırlardı ama maalesef bu mümkün değildi. Sessizce arabaya binerler ve 1.2.3 deyip iki taraftan hızlıca kapıları kapatırlar. Archie bir anda zıplar yerinde. Kızlar kahkaha içindedir.
-Hahaha çok komik. Yarım saten fazla oldu. Uyuya kaldığım için dua edin. Kök de salabilirdim.
-Archie beklettiğim için üzgünüm ama uykumdan uyandırıldım. Geleceğinizden haberim yoktu
Arcihe Patty’i de aldıktan sonra Candy “şu adrese uğrayalım” der
-Orda kim var
-Sürpriz!!
Candy pansiyondan içeri girer ve arabada hararetli bir tartışma başlar.
-Acaba kim Annie diye sorar Patty
-Bilmiyorum bana da söylemedi.
-Belki de sevgilisidir ne dersin?
Archie lafa girdi.
-Hiç sanmıyorum ama bana da garip geldi acaba kim?
Onlar kendi aralarında tartışırken Candy ve Terry çoktan arabanın yanına gelmişti
Terry eğilip merhaba hanımlar, Archie! diye selamladı
Herkes hep bir ağızdan Terry diye haykırdı.
Candy araya girdi: Evet! Biz tekrar bir araya geldik çocuklar dedi birazcık utanarak.
Sonra Terry ön koltuğa, üç bayan da arkada piknik alanına doğru yola koyuldular.
Candy uykusuz olduğundan arabada uyuya kalmıştı. İki hanım da kendi aralarında sohbete dalmıştı.
İki bey ise sessizdi yol boyunca. Arlarında bir sorun yoktu ama Archie Terry’nin Candy’i bırakmasından dolayı ona kızgındı. Onunla konuşmak istiyordu ama ortam müsait değildi şimdilik.
Terry yan aynadan Candy’e baktı. Uyuyordu. Gülümseyerek onu seyretmeye daldı.
******
-Uyan Candy geldik diye seslendi Patty
Göl kenarında muhteşem manzaralı bir kırdı.
Candy gerinerek arabadan çıkarken Annie ” hadi beyler malzemeleri taşıyın bakalım” dedi
Bagaja bakan beyler: Tanrım ne kadar da çok. Sadece birkaç saat için bu kadar şey biraz fazla değil mi? Dediler.
Hadi söylenmeyin dedi Candy hala uyuyan gözleriyle
Terry: Ne o bütün gece beni mi düşündün canım dedi hınzırca
Birden gözleri açılan Candy: Terry! Beni utandırmasana dedi. Bir yer bulsa saklanacak gibi oldu
Herkes gülüştü sonra. Böyle güle eğlene sofrayı hazırladılar.
Annie: Evet size süprizimizi açıklamaya geldi.
Herkes merakla bekliyordu.
Annie: Archie bana evlenme teklif etti
Candy: Ne? Bu harika bir haber der ve Annie’ye sarılır.
Archie utanarak: Teşekkürler Candy der
Terry: Tebrik ederim Archie ve Annie. Mutluluklar dilerim.
Patty de Annie’ye sarılıp ikisini de tebrik eder
Candy: Düğün ne zaman?
Arcihe: Stear dönene kadar bekleyeceğiz. Umarım bizi çok fazla bekletmez.
Terry: Anlamadım Stear nerede? Seyahatte mi?
Herkes durgunlaşır. Özellikle Patty neredeyse ağlayacak gibi olur.
Hayır, maalesef Avrupa’daki savaşa pilot olarak katıldı der Candy.
Herkesi bir hüzün kaplar.
-Umarım bir an önce döner dedi Terry.
Herkes derinden umarım dedi
Terry Patty’nin çok üzüldüğünü görerek: Stear çok cesur biri Patty. Hiç birimizin cesaret edemediği bir şey yapıyor. Onunla gurur duymalısın. Dedi
Patty Terry’e teşekkür ederken Archie de Terry den bu sözleri duyduğu için çok mutlu oldu. Terry daha da olgunlaşmış görünüyordu.
Candy bu havayı dağıtmak için Dr.Martin’e içkiyi bıraktırma denemelerini anlatmaya başladı. Herkes yine neşelenmişti. Evet, bir yerlerde insanlar savaşlarda ölürken, yaralanırken diğer yerlerde hayatlar devam ediyordu.
*******
Yemekler yenmişti. Herkes neşe içindeydi.
Annie: Hadi sandallarla gezintiye çıkalım. Burada yeterince sandal var dedi
Candy: Belki daha sonra dedi.
Annie : Hadi Patty
Patty: Şey gelmesem mi acaba?
Annie kaş göz işaretiyle tekrar çağırdı. Bu sefer anlayan Patty, Annie ve Archie sandal gezintisine çıktı.
Candy ve Terry oturmuş onları izliyorlardı.
Candy: Çok mutlular değil mi Terry ? dedi
Evet dedi Terry kısa ve net
Gölde yüzen anne ördek ve yavrularını fark etti Candy. Onları göstererek “biliyor musun çocukken böyle bir ördek ailesini iple birbirine bağlamıştım. Rahibe Maria bana çok kızmıştı ama tek isteğim birbirlerinden kopmalarını istemediğim içindi “dedi buruk bir gülümsemeyle.
“Bir insanın anne ve babasının olması her ne olursa olsun mutlaka çok güzel bir duygudur. Ailenin kıymetini bil Terry. Her ne olursa olsun!
Ben hep yalnızdım. Legan’lar beni yanlarına aldıklarında kızları Elisa için sadece bir oyuncak aradıklarını bilmiyordum. Çok geçmeden de beni orada hizmetçi yaptılar. Türlü iftiralar attılar.Bir gün her şeyden vazgeçip Bayan Ponny’nin yanına gidebilmek için bir kayığa atladım ama ilerde bir şelale olduğunu bilmiyordum. Beni bay Albert kurtarmıştı. Onunla ilk karşılaşmamız böyleydi ama o zaman ondan çok korkmuştum. Onu bir ayı sanmıştım
-Ayı mı? ahahaha
- Ama hava karanlıktı. Onu birden karşımda görünce öyle sandım derken gülümsedi Candy
Leagon’lara karşı Anthony, Stear ve Archie benim her zaman koruyuculuğumu yaptılar. Zaten oradaki hayatımdaki en iyi şey onlardı. Onlar olmasa dayanamazdım. Elisa ve Neil’e karşı hep beni korudular. Sonra Wiliam amca beni evlat edindi. Bu sırada maalesef Anthnoy’i kaybettik. Bu acıyı yaşarken Wiliam amca beni Londra’ya okumaya yolladı.
Artık onu kıskanmıyorsun değil mi? Çünkü artık mazide kalan tatlı hatırlar var.
Terry’nin yüzüne bakarak: Londra’ya gelmeseydim hiç tanışamayacaktık dedi Candy gülümseyerek.
Çok güzel günlerdi o zamanlar.
Sonra sen gittin. Biliyorum bana zarar gelmesin diye…. Arkandan yetişmeye çalıştım ama sadece geminin arkasından bakakaldım.
Candy sırtını Terry ‘nin göğsüne yaslamış Terry’nin eli Candy’nin saçlarında geziniyordu.
“keşke gitmek zorunda kalmasaydım” diye geçirdi
Candy anlatırken bir ağlıyor bir gülüyordu. Terry de hiç sesini çıkarmadan onu dinliyordu.
Benim okulda kalmam için sen okulunu bırakmıştın ama sensiz olmaya daha fazla dayanamadım. Hem Lady olmak pek bana göre değil dedi gülerek. Bu yüzden okuldan ayrılıp türlü zorluklarla Amerika’ya vardım. Bu arada hep senden bir ize rastladım yol boyunca ve Ponny’nin evine vardığımda düşünebiliyor musun sadece yarım saat farkla seninle karşılaşma şansını kaçırmışım.
Bunu öğrenen Terry şaşırır. Kaderin bize oynadığı bir oyun diye düşünür.
Sonra bir şekilde birbirimizi bulduk ama seni yine kaybettim….Bu sefer gerçekten gittin…
Bunun için ne seni ne de Susanna’yı suçlayamam. Olması gereken oydu ama yine de….
Candy gözyaşlarını tutamaz artık. Bu kadar zamandır içinde biriktirdiklerini anlatmanın etkisiyle sarsıla sarsıla ağlar ve Terry de ona sarılıp ağlar.
Terry: Bundan sonra asla gitmeyeceğim Candy. Sana söz veriyorum
“Seni çok seviyorum” der Candy
Terry’de “Ben de seni çok seviyorum. Hem de tahmin edemeyeceğin kadar bayan sulugöz” der
“Demek öyle bay sulugöz!”
İkisi de birbirlerinin gözyaşını silerken diğerleri de yanlarına gelmiştir.
-Neler oluyor böyle. Siz ikiniz ağlıyor musunuz? Der Annie
Candy: Yok bir şey sadece sizin evleneceğinizi öğrenmek beni biraz duygulandırdı der gülümseyerek
Peki ya sen Terry der Archie. Bu kadar duygusal olduğunu bilmiyordum der sırıtarak.
Hayır benim gözüme sadece toz kaçtı der Terry bir yandan gözlerini ovuşturarak. Sonra herkes aynı anda bir kahkaha patlatır.
********
Ertesi gün Terry öğlen molasında Candy’i görmeye gelir. Bu sefer elinde kırmızı bir gül buketiyle.
Candy çok mutlu olur. Gülümseyerek gülleri koklar.
-Harika kokuyorlar teşekkürler Terry. Aa! Ben bunları bir vazoya koyayım. Çünkü solmalarını istemiyorum der ve birkaç dakika sonra gelir. Bir cafeye otururlar. Bir yandan yemek yiyip sohbet ederler.
Terry: Biliyorsun Candy. Eski çalıştığım tiyatro grubuyla tekrar çalışmaya başladım. Yine Romeo ve Juliette başrol oynayacağım. Şu an prova aşamasındayız ama yakında turneye çıkmamız gerekecek. Bu da bir süreliğine de olsa ayrı kalacağız demek ve ben senden ayrılmak istemiyorum.
Candy’nin yüzü asılır. Geçici de olsa ayrılık fikri hoşuna gitmez ama sonuçta bu onun mesleği diye düşünüp tekrar gülümser ve
“Terry! Bende senden ayrılmak istemiyorum ama bu işinin gereği. Sen tiyatroda çok başarılsın ve seni sahnede izlemek muhteşem. Tabi hayranlarını kıskanmıyor değilim J “ der.
Terry: “Aslında tiyatro grubunun neden bir hemşireye ihtiyacı olmasın? Ne dersin Candy? Bence bu harika bir fikir”
-Olabilir mi?
-Yönetmenle konuşacağım. Oyuncuların ve belki seyircilerin bir hemşireye ihtiyacı olabilir. İhtiyaçları olmasa da ben ihtiyaç duymalarını sağlarım :p
Terryyy!
Candy’nin yumrukları Terry’nin omzunda patlarken gülüşürler. Eli de ağırdır bu arada.
*****
İşin bir de Susanna boyutu vardı. Bir gün Elonor Baker Sussanna’yı ziyaret eder.
-Hoşgeldiniz bayan Elenor. Bu ne hoş sürpriz der Susanna
-Merhaba Susanna. Nasılsınız?
-Bu halde nasıl oluna bilinirse diye iç geçirdi Susanna
-Kendinizi bu kadar salmayın. Tıp çok ilerledi. Artık protez bacakla hastalar yürüyebiliyor. En azından tekerlekli sandalyeden kurtulabilirsiniz.
Susanna’nın yüzü düştü. Uzaklara bakarak: Ne fark eder ki. Yürüsem Terry beni sevecek mi?
-Sevmeyeceğini biliyorsun dedi annesi odadan içeri girerken.
Susanna gözündeki yaşı saklamak için pencereden tarafa baktı. Annesi haklıydı.
-Seni sevmeyen biri için kendini feda ettin. Kusura bakmayın bayan Baker ama öyle!!
-Ben de bunu konuşmak için gelmiştim ama eğer Susanna konuşmak istemezse gidebilirim dedi Elenor.
-Hayır, kalabilirsiniz dedi Susanna
-Oğlum için gerçekten büyük bir fedakârlık yaptın. Bunun için minnettarım. Senin için ne gerekirse yapmaya da hazırım ama… hem oğlum için, hem de senin mutluluğun için ondan vazgeçmeni isteyeceğim.
Sunanna şaşırır.
Elenor devam eder “Eğer onun seni sevmediğini bile bile evlenirseniz o başkasını sevdiği için mutsuz olacak, sen de seni sevmeyen biriyle beraber yaşamaya mahkum olacağın için mutsuz olacaksın. Bunu yapmayın Susanna!! Lütfen rica ediyorum Hem ona hem kendinize bu kötülüğü yapmayın.”
Susanna bir süre sessiz kalıp
-Haklısınız Bayan Elenor. Ben de aslında bir süredir bunu düşünüyorum. Terry beni seçmiş olmasına rağmen hala Candy’i seviyor. Bana belli etmek istemese de ben bunu hissedebiliyorum. Bunu kendime itiraf etmekte zorlanıyordum ama haklısınız. Beni sevmeyen biriyle bir ömür geçirmek çok zor olmalı.
Elonor, Susannaya sarıldı. Teşekkür ederim dedi usulca beraber ağladılar. Elenor ayrılırken Susanna’yı davet etti ve tanıdığı çok iyi doktorlar olduğunu ve bacağı için bir şeyler yapılabileceğini söyledi. Belki de eskisi kadar iyi olmasa da yürüyebilecekti
Terry annesi ve Susanna arasında geçen bu konuşmayı hiç bilmeyecekti.
Böylece Susanna Terry’e bir mektup bırakarak uzun süre dönmemek üzere şehirden ayrılmıştı. Böylesi daha iyiydi. Terry’i görürse bu fikirden vazgeçeceğinden korkuyordu. Çünkü tek aşkının mutlu olmasını istiyordu…..
*****
Üç gün sonra Archie kliniğe kornayı çala çala gelir.
-Candy Candy!
-Ne var Arcihe! Ne oldu çok telaşlı görünüyorsun.
-Steardan telgraf var!
-Telgraf mı?
-Evet. Seni almaya geldim. Elroy hala yok merak etme. Patty de biz de. Hadi acele et.
-Tamam tamam geliyorum.
Candy izin isteyerek üniformasını çıkarıp koşa koşa arabaya biner.
-Terry? O da gelebilir istersen
-O da bu haberi duymak isteyecektir der Candy
Terry’de alarak malikâneye giderler. Candy ve Patty birbirlerini görünce sarılırlar. Annie de aa kıskandım ama deyip onlara sarılır.
Dayanamayan Patty: hadi Archie artık söyle nedir bu haber
-Evet arkadaşlar size bir iyi bir de kötü haberim var. Önce hangisi…
Kızlar ellerine geçirdikleri yastıkları Archiye fırlatırlar.
Tamam tamam. Stear eve dönüyor
EVE DÖNÜYOR
Kızlarda bir, çığlık bir sevinç. Kötü haberi çoktan unuttular.
Terry: Peki ya kötü haber diye ciddiyetle sordu
Tabi ya bir de kötü haber vardı. Kızlar bir anda koltuğu çöktüler. Kötü haber nedir dedi Patty endişeyle.
-öüm şey eve dönüyor ama….
-Eee!
- yaralanmış!
Patty olduğu yerde bayılır. Kızlar onu ayıltmaya çalışırken Archie de endişelenmeye gerek yok o kadara da ciddi bir şey olmadığını anlatmaya çalışır.
Terry: Arcihe aptal mısın? Kızlara böyle şeyler söylenir mi? Onlar her şeyi abartır bilmiyor musun? Der ukalaca
Archie: ama hiç yardımcı olmuyorsun der Terry’e içinden “ne yaptım ben” diye geçirirken.
Kızlar sakinleşmiştir. Özellikle Patty’nin yüreği hala bir kuş gibi atıyordur ama en azından dönüyor olmasına da seviniyordur.
Peki, ne zaman geliyor diye sordu Terry.
Arcihe: İki gün sonra öğlen burada olacakmış.
******
Stear’ın olduğu tren istasyona vardığında Archie ve Stear’ın anne-babası, Elroy hala, Leganlar, Archie, Annie, Patty, Terry ve Candy onun gelmesini merakla bekliyorlardı. İstasyon hayli kalabalıktı çünkü savaştan yaralı vaziyette dönen birçok asker vardı ve herkes sevdiklerine kavuşmayı bekliyorlardı.
Candy Leganlar’dan hoşlanmadığı için ve Elroy hala da Candy’den hoşlanmadığı için Candy ve arkadaşları farklı bir yerde bekliyorlardı. Neil ve Elisa, Candy ve Terry’i tekrar bir arada gördüklerinde hem çok şaşırmış hem de kıskançlıktan deliye dönmüşlerdi. Nasıl bu mümkün olabilirdi ki? Ama bu mutlu günü her nasılsa (!) berbat etmemek için intikam planlarını bir süre erteleyeceklerdi...
“Tanrım ne kadar da kalabalık. Söylesene Candy Stear’ı nasıl bulucaz biz” dedi Patty endişeyle.
-Merak etme Patty ,eminim birazdan onu görücez dedi Candy
Hepsi de heyecanlı ve meraklı bir şekilde kalabalıkta Stear’ı arıyorlardı. Ve sonunda kalabalığın arasından görünüverdi. Kolu ve omzu sargıdaydı ama onun dışında iyi görünüyordu. Herkes heyecanlı ve mutluylu. Neil ve Elisa pek bunla ilgileniyor gibi görünmüyorlardı. Sonuçta zorunlu olarak gelmişlerdi.
-Herkese merhaba. İşte döndüm!!!
İlk önce annesi gözyaşları içinde sarıldı, sonra babası ve sonra Elroy hala ve diğerleri hoş geldin dedi.
Sonra Archie abisine sarıldı. Ağlamamaya çalışsa da her gün ondan kötü bir haber gelme korkusunu yaşadığı için bir rahatlama gelmiş ve kendini en sonunda bırakmıştı.
“Hoş geldin Stear ama bunun acısını sonra çıkartacağım unutma. Dua et yaralısın” dedi Arcihe biraz da kızgınlıkla
Stear gülümsedi sadece ve diğerleri de ona hoş geldin dileklerini sundu. En son Patty kalmıştı. Karşı karşıya geldiklerinde sanki oradaki herkes yok olmuş sadece ikisi kalmıştı. Sonra Patty, Stear’ın kollarına atıldı. Stear sağlam koluyla ona sarıldı. Canı yanıyordu ama bu umurunda değildi. Zor savaş koşulları onu değiştirmişti. Artık çocuk değil bir erkekti ve sevdiği insana kavuşmak bu acıyı önemsizleştiriyordu.
Arcihe Stear’ın eşyalarını almaya gitti. Bu arada yaralı bir asker tam da onların yanında yere yığıldı.
Candy hemşire olduğu için hemen atıldı.
-Merak etmeyin ben hemşireyim diye bağırdı.
Askerin nabzı ve ateşi normaldi. Onunda bacağında bir yarası vardı. Kontrol etti. Gayet iyi görünüyordu. Asker su diye mırıldandı.
Candy : biri hemen su bulsun diye seslendi etrafa. Yolculardan biri su matarasını verdi.Asker oldukça susuz kalmış.Bu yüzden baygınlık geçirmişti.
Candy suyu içirdikten sonra asker gözlerini aralayıp Candy’e baktı ve: Sanırım öldüm ve Cennetteyim dedi
Candy utanmıştı: Hayır bayım burası Amerika, ben de bir hemşireyim dedi gülümseyerek
Terry bu durumu görünce çok kıskanmıştı. Yumruğunu sıktı. Tam askerin üzerine yürüyecekti ki
Archie bunu fark edip kolundan yakaladı. Kısık sesle: Napıyorsun? O yaralı bir asker. Ona vurmayı mı düşünüyorsun.
-Terry yumruğunu gevşetti: Haklısın bir an kendimi kaybettim. Onu çok kıskandım bir an dedi
Archie içinden “Seni çok iyi anlıyorum. Onu ilk önce Anthony’den sonra da senden kıskanmıştım ama bunla baş etmeyi öğrendim ve artık Annie var. Evet o hayatımın kadını. Onunla evleneceğim” diye geçirerek Annie’nin yanına geldi.
Ve artık kimse yalnız değildi, herkesin yanında sevdiği vardı.
Hep beraber istasyondan ayrılırken
Stear Candy’e dönerek: Candy benim özel hemşirem olur musun diye sorar
Candy: Stear elbette seni sık sık ziyaret edeceğim ama bence Patty senle daha iyi ilgilenir dedi.
Patty: Elbette ona çok iyi bakacağım
Stear: Buna ne şüphe deyip Patty’nin elini öper.
****
Stear’ın dönmesi şerefine ve Archie ve Annie’nin düğün tarihini belirlemek için bir davet verilir.
Annie ailesiyle beraber gelir, Patty büyükannesiyle, Candy yalnız gelir çünkü Terry’nin provaları vardır. Elroy hala, Stear döndüğü için o kadar mutludur ki onu kıramaz ve Candy’nin de gelmesine ses çıkarmaz.
Davette gençlerin hepsi bir masada otururlar. Candy Neil’den ne kadar uzak durursa dursun Neil sürekli onun etrafındadır ve çok iyi davranmaktadır. Herkes buna bir anlam veremez. Herhalde başına saksı falan düştü diye düşünürler.
Archie ayağa kalkar ve dikkat çekmek için bardağına çatalla birkaç kez vurur.
-Öncelikle kadehimi Stear’ın dönüşü şerefine kaldırmak istiyorum. Senin için çok endişelendik ama sonunda döndün. İyi ki varsın. Hoş geldin der ve kadeh kaldırdılar ve devam eder.
Biliyorsunuz Annie ve ben nişanlandık ve Stear döndüğünde düğün yapmaya karar vermiştik. İşte o zaman geldi. Düğün hazırlıkları biter bitmez evleniyoruz dedi
Annie yüzü kızarmış bir şekilde mutluydu. Candy alkışlayarak” bu harika bir haber” dedi
Stear ayağa kalktı ve “Galiba çifte düğün olacak. Çünkü ben de Patty’e evlenme teklif ettim ve fazla beklemek istemiyorum” dedi Patty’nin gözlerinin içine bakarak. İkisi de çok mutlu görünüyorlardı. Neil birden kolunu Candy’nin omuzuna atıp biz de evleniyoruz. Bizi de tebrik edin dedi küstahça. Herkes çok şaşırmışken Candy öfkeyle ayağa fırlar.
“Ne diyorsun sen Neil. Ne evlenmesi. Senden nefret ettiğimi daha kaç kere söylemem gerekecek” diye azarladı.
-Ama bir gün seveceksin diye karşılık verdi Neil
-Hayır asla. Şu dünyada bir sen kalsan yine de sevmem seni. Bana yaptığın eziyetleri ne çabuk unuttun..
Kusura bakmayın çocuklar ama daha fazla kalıp bu kurbağa surata tahammül etmek istemiyorum. Biz daha sonra tekrar bir araya geliriz nasılsa. Tekrar tebrik ederim sizleri. Hoşça kalın!
Arcihe: Candy bekle şoför seni eve kadar bıraksın dedi. Arabaya kadar eşlik etti
Arcihe “Gerçekten şaşkınım hala aklım almıyor bu yaşananları.”
Candy “Dert etme benim de aklım almıyor zaten”
Arcihe : Ne zamandan beri seni rahatsız ediyor.
Candy: Çok olmadı. Birkaç aydır.
Arcihe: Yoksa hastane meselesinde de onun parmağı mı var?
Candy: ….
Arcie: Ona mecbur kal diye mi böyle bir şey yapmış. Ne kadar da alçakça. Tam da ona yakışır.
Candy: Lütfen siz bu işe karışmayın. Bu benim meselem. Leagonlarla ters düşmenizi istemem. Ne de olsa akrabasınız.
Arcihe: Ama Candy
Candy: aması yok Arcihe. Siz yaklaşan düğününüze odaklanın dedi gülümseyerek. Ben bunla başa çıkabilirim diyerek arabaya bindi
********
Candy eve geldi kendine bir fincan çay yapıp pencereden dışarıyı izlemeye başladı.
“Neil ne aptal çocuk. Umarım başıma bela olmaz
Terry ne yapıyor acaba? Provası devam ediyor mudur? Davetten erken ayrıldım. Henüz erken en iyisi onu görmeye gideyim. Hem moralim düzelsin “
deyip çayından son bir yudum alıp hemen dışarı çıktı.
Arabacı tiyatro binasının önünde durdu. Kapıdaki görevli “kapalıyız bayan” dedi
Biliyorum ben Terry’nin provasını izlemek için gelmiştim. Onun arkadaşıyım dedi
Görevli önce Candy’e şöyle bir baktı. Bir dakika bir sordurayım dedi. İçerden başka biriyle haber gönderdi. Biraz bekleyin bayan dedi
Candy beklerken afişlere bakınmaya başladı. Bir kaç dakika sonra içeri girebileceğini söylediler. Candy de sessizce boş koltuklardan birine oturup Terry’nin provasını izlemeye başladı. Terry Candy’nin varlığından güç alarak sanki daha iyi bir prova çıkarmıştı. Mola verdiklerinde hemen Candy’nin yanına gelip oturdu.
“Hoş geldin. Seni hiç beklemiyordum. Davet erken mi bitti”
Candy Neil’den bahsetmek istemedi. Bir delilik yapmasından korkuyordu ve provaya odaklanmasına engel de olabilirdi.
-Bilirsin Elroy halanın benden hoşlanmaması , Elisa ve Neil’in bana karşı tavırları malum. Sen de olmayınca erken çıktım” dedi.
-Biliyor musun Stear da Patty’e evlenme teklif etmiş. Çifte düğün yapacaklar dedi gülümseyerek
-Bu harika bir haber dedi Terry. Candy ‘i gelinlikle hayal etmeye başladı.
Candy: Ne düşünüyorsun? diye sordu
-Candy seninle gelecek hafta sonu Ponny tepesine gidelim mi ne dersin?
Bu harika olur. Hem bayan Ponny ve Rahibe Maria’yı ve tabi ki çocukları çok özledim. Şimdiden sabırsızlanıyorum
****
Bu hafta nasıl geçecekti. Hem Terry ile Ponny tepesine birlikte gideceklerdi hem de herkesi çok özlemişti. Eve giderken bir gazete aldı. Evde masada yarım bıraktığı çay buz gibi olmuştu. “Şaşkın ben. Terry söz konusu olunca her şeyi unutuyorum” diye kendine söylendi. Kendine yeni bir çay yaptı ve gazete okumaya başladı.
Gazete de Terry’nin tiyatro grubundan da haberler vardı. “Terry yine yakışıklı çıkmış ama bu böyle olmaz ki. Hep gazetedeki resimle mi idare edicem ondan bir imzalı resim istemeliyim” diyerek güldü
Gazete de başka bir haber daha dikkatini çekti. “Bay William yakında gerçek kimliğini açıklıyor” şeklinde bir başlık görür. Onu çok merak ediyordur. Ona hiç teşekkür etme fırsatı bulamamıştı ama şimdi belki de böyle bir fırsat yakalayabilecekti.
Ertesi gün klinikte çalıştığı sırada bir araba gelir. Bu araba Aldrey malikanesinden gelmektedir. İki hizmetçi ellerinde kıyafetlerle inerler.
Şoför: Siz Bayan Candice White Aldery misiniz? Diye sorar
-Evet der Candy
Dr.Martin Candy’nin bir Aldrey olduğunu duyunca şaşırır.
“Size daha önce bahsetmediğim için üzgünüm. Ben Aldrey ailesi tarafından evlat edinildim” der
Şoför: Bay Wiliam sizi davet ediyor der
Candy çok şaşkındır “Büyükbaba Wiliam mı “ derken
Hizmetçiler ona yeni kıyafet getirdiklerini ve giyinmesine yardım edeceklerini söylerler.
Beraber içeri girip Candy’i giydirirler. Dışarı çıktığında oradaki birkaç küçük hasta ve Dr.Martin Candy’nin bu şık halinden etkilenirler.
Candy: Dr Martin William amca bugüne kadar bana bir sürü imkân sağladı ve ben ona bugün ilk defa yüz yüze teşekkür edebileceğim der.
Dr.Martin: Tabi ki gidebilirsin Candy
-Teşekkürler Dr. Martin diyerek arabaya biner.
Yolda çok heyecanlıdır. Onunla nasıl konuşacağı ile ilgili kafasında provalar bile yapar ve artık bir Aldrey olmak istemediğini de söyleyecektir.
Malikâneye geldiklerinde ise bir tuhaflık hisseder. Onu Neil karşılar. Sonra Elisa kapıda belirir ve Elroy halanın onu beklediğini söyler.
Oysa ki bay William ile karşılaşmayı beklemektedir. Bayan Leagon bile ona hiç olmadığı kadar sıcak davranır. Bu işte bir gariplik vardır ama neyse.
Elroy halanın karşısına çıktığında onu Neil ile evlendirmeye karar verdiklerini duyunca beyninden vurulmuşa döner.
İyi ama hala. Neden benim fikrimi sormuyorsunuz. Ben Neil ile evlenmek istemiyorum der
Elisa:Bu büyükbaba Wiliam’ın emri der
Elroy hala başka bir şey demeden odadan çıkar.
Bayan Leagon ve Elisa iki taraftan Candy’e baskı yapmaya başlarlar. Bunun büyükbaba William’ın emri olduğunu ve hiç birinin buna karşı gelemeyeceklerini anlatırlar.
Candy onlara kabullenmiş gibi görünür ama Neil ile evlenmeye hiç niyeti yoktur. Düşünmesi bile korkunçtur. Bir şekilde buradan çıkıp Wiliam amcayla görüşüp bu karardan vazgeçirmeliydi. Gizlice ana kapıdan çıkarken George’la karşılaştı.
George Elroy halaya bazı evraklar imzalatmak için gelmişti. Candy’i orada görünce şaşırdı. Üstelik telaşlıydı.
-Bayan Candy! Sizi burada görmeyi beklemiyordum.
-Wiliam… Wiliam amca nerede? Beni buraya çağırdı, kendisi yok. Üstelik beni Neil ile nişanlamak istiyorlar. Bana fikrimi bile sormadılar. Tıpkı bir oyuncakmışım gibi davranıyorlar. Ben kimsenin kuklası olamam. Ben de Wiliam amcanın yerini öğrenmek için size geliyordum.
-İnanın Bay Wiliam’ın bundan haberi yok.
-Demek beni oyuna getirdiler. Lütfen beni Wiliam amcaya götür. Bana bir tek o yardım edebilir.
-Pekâlâ. Sanırım bu ciddi bir durum. Benimle gelin diyerek arabaya bindiler.
-George! Wiliam amca şuan nerede? Nereye gidiyoruz?
-Lakewood’da
Candy uzun zamandır orayı görmemişti. Zihninde hatıralar yeniden canlanmaya başladı. Uzun bir yolculukta düşünecek oldukça zaman bulmuştu. Gül kapısından geçtiler. Mis gibi gül kokuları Candy’e adeta hoş geldin diyorlardı. Anthony’nin gülleri ve Şeker Candylerle rengârenk bir cennet köşesi gibiydi.
Sonunda malikâneye varmıştı. Wiliam amcayı ilk kez görmenin heyecanı ve Neil ile yapılması planlanan zorunlu evliliğin endişesi bir aradaydı. İçinden “güçlü ol Candy” dedi.
George: Bay Wiliam bu saatlerde veranda da olur. Sizi oraya götüreyim der.
Büyük salondan geçerken Anthony ile dans edişini anımsar. Ne kadar güzel günlerdi diye içinden geçirirken George’un sesi ile irkilir. Wiliam amca onu beklemektedir ve heyecanı kat be kat artar.
Ve sonunda…..
Wiliam amca arkası dönük vaziyette heybetli bir koltukta oturmaktadır. Sadece elini görebilmektedir. Önce yutkunur. Söze nasıl başlayacağını bilememektedir.
Wiliam amca benim Candy. Sizi görmeyi ve bizzat teşekkür etmeyi o kadar çok istiyordum ki. Nihayet karşımdasınız.
Sesi titriyordu…
Bana eğitim fırsatı verdiniz. Üzgünüm ben size layık olamadım. Çünkü Lady olmak benim tabiatıma aykırı olduğunu fark ettim ve bir Aldrey olmanın sorumluluğu benim için çok fazla. Sırf bu yüzden istemediğim halde beni Neil ile evlendirmek istiyorlar.
Bunları söylerken kendiliğinden istem dışı bir şekilde yere çöküp oturmuştu. Çünkü dizleri titriyordu. İki eli yerde ve başı da yere eğikti.
Wiliam amca ayağa kalktı ve ona doğru yaklaştı fakat Candy ona bakma cesareti gösteremedi ve devam etti.
Lütfen Wiliam amca bu düğüne mani olun. Ben Neil’i sevmediğim gibi nefret ediyorum. Çünkü bana bu zamana kadar çok kötü davrandı. O iyi bir insan olsa bile onla evlenemem. Çünkü…. çünkü
Ağlıyordu.
-Ağlama Candy. Güldüğün zaman çok daha güzel oluyorsun.
Candy şoktaydı. Bu ses ve cümleler çok tanıdıktı. Wiliam amca bunu söylerken bir dizinin üzerine çökmüş ve bir eliyle Candy’nin başını çenesinden tutarak kendisine bakmasını sağlamıştı.
Bay A.. Albert…!!! Sizin burada ne işiniz var. Buraya nasıl girdiniz!! Çabuk gidin sizi görmesinler. Bu kadar zamandır Wiliam amcayla konuşuyorum sandım. Çok kötüsünüz. Heyecandan kalbim duracak sandım!!
Candy! Sana esas gerçeği söylemenin vakti geldi. Benim tam adım Wiliam Albert Aldrey
Nasıl? Wiliam amca sen misiniz?
Candy nasıl hitap edeceğini şaşırmıştı. Yıllardır çok yaşlı bir amca hayal ederken, Bay Albert ile karşılaşmıştı. Hala yerden kalkamamıştı.
-Evet Candy! Çok küçük yaşta ailenin başına geçmek zorunda kaldım. Çok genç olduğum için Elroy hala kimliğimi gizlememin daha doğru olacağını düşündü. Birkaç kişi hariç kimse bilmiyordu. Ben de zaten bu sıkıcı işlerle uğraşmak istemediğim için kimliğimi gizlemeyi tercih ettik. Artık bunu değişmesinin zamanı geldi. Kimliğimi senden gizlediğim için üzgünüm Candy ama böyle olmak zorundaydı.
Anthony,Stear ve Archie seni evlat edinmem için mektup yazdıklarında biz zaten tanışmıştık.
-Evet hatırlıyorum. Beni boğulmaktan kurtarmıştınız ve ben sizi ilk gördüğümde ayı sanmıştım.
-Ayı mı? Hahahaha
-Ama çok karanlıktı dedi Candy gülerek.
-Seni sadece onlar istediği için değil, seni aynı zamanda ölen kız kardeşime çok benzettiğim için evlat edindim.
-Kız kardeşiniz mi?
-Evet, Anthony’nin annesi benim kız kardeşimdi
-Sahi mi?
Candy birden Anthony’nin tepedeki prens için bazen onlara geldiğini söylediğini hatırladı. Yoksa…
-Bay Albert. Siz hiç Pony tepesine gittiniz mi diye sordu merakla
-Evet, çok eskiden arada sırada yalnız kalmak için giderdim.
Candy yanından hiç ayırmadığı madalyonu çıkarıp Bay Albert’a gösterdi.
Bunu hatırladınız mı? Diye sordu Candy
-Evet, bu benim madalyonlarımdan. Resmi davetlerde takarım. Nerden buldun?
-Bunu yıllardır saklıyorum. Onu Ponny tepesinde prens düşürmüştü.
-Prens mi?
-Evet! adını bilmediğim için ona hep tepedeki prens diye hitap ettim. O prens sanırım sizsiniz!!
Bay Albert biraz düşündükten sonra: Şu işe bak!! O tepede karşılaştığım küçük kız sendin demek. Kader bizi demek ta o zamandan birbirine bağlamış ha Candy?
Bay Albert ben sizi hiç olmayan abim gibi gördüm şimdi ise beni evlat edinen Wiliam amca olarak buldum ve ben çok küçükken tepedeki prens olarak gördüğümde ise aşıktım. Şimdi bu beni biraz utandırıyor ve kafam gerçekten çok karıştı.
Candy sen benim evlatlık kızımsın ama ben senin baban olamayacak kadar gencim ve bana âşık olduğunda da sen daha bir çocuktun. Bunun için utanmana gerek yok. Zaten ben de seni ölen ablama benzettiğim için her zaman kardeşim gibiydin. Bundan sonra da böyle olacak. Ve ben senin Aldrey soyadından vazgeçmeni istemiyorum. Bu soyadı sana engel olmayacak merak etme. Sen Candy’sin. Değişmeni istemiyorum. Neil konusunu dert etme. Bu evliliğe zaten ben de karşıyım.
Candy Bay Albert’a gözyaşları içinde sarılır.
-Teşekkür ederim bay Albert
-Hadi bakalım ağlama artık. Bence güzel bir tatil yapmalısın. Neil konusunda da için rahat olsun.
-Hafta sonu Terry ile beraber Bayan Ponny’i ziyaret edecektik zaten dedi Candy
Hem gözyaşını sildi hem de gülümsedi.
-Bu harika o zaman dedi Bay Albert
********
Hafta sonu gelmişti. Terry arabayla Candy’i almak için geldi. Elinde de bir gül buketi vardı. Kapıyı çaldı.
Candy ilk defa her zamankinden daha fazla süslenmişti. Çok şık bir elbise giymiş, saçının şeklini bile değiştirmişti. Terry onu görünce hayran hayran bakmaya başladı.
-Affedersiniz sanırım yanlış geldim deyip geri döndü. Candy arkasından seslenince
-Tamam tamam şaka yaptım. Seni hiç bu kadar güzel görmemiştim. Beni şaşırtmayı başardın dedi
-Terry sen yok musun? dedi Candy şapkasını takarken. Beraber yola çıktılar. Güzel ve eğlenceli bir yolculuktu. Oraya vardıklarında arabayı uzaktan gördükleri için herkes onları karşılamak için dışarı çıkmıştı.
Bayan Ponny, Rahibe Maria ve çocuklarla hasret gideren Candy çok mutluydu.
Saat ilerlemişti ve yol yorgunuydular. Rahibe Maria Candy ve Terry için farklı odalarda yatak hazırladı. Odaların kapılarına geldiklerinde Terry seslendi.
-Candy!
-Evet?
-Seninle gün doğumunda Ponny tepesine gidelim mi diye sordu?
-Bu harika olur Terry.
-O zaman sabah görüşürüz
-Görüşürüz Terry. İyi geceler
-İyi geceler Candy
İkisi de yan yana odalarda yataklarında dönüp durdular. Zaman hiç geçmek bilmedi. İçlerinde enerji o kadar yoğundu ki bir türlü uyutmadı ikisini de. Uzun zaman önce verilen söz sabahın ilk ışıklarıyla gerçekleştirilecekti.
*****
Horozlar ötmeye başladı. İkisi de kalkmış hazırlanıyordu. Kimseyi uyandırmamaya çalışıyorlardı. Sessizce birbirlerine günaydın deyip dışarı çıktılar. Elele verip beraber Ponny tepesine vardılar.Baba ağaç ılık meltem rüzgârı vasıtasıyla onlara merhaba diyordu. Candy baba ağaca sarıldı.
-Ne hoş dedi mutlu bir gülümsemeyle. İşte buradayız sonunda dedi Terry’e bakarak.
Güneşin doğuşuna karşı oturdular çimenlerin üzerine. Mis gibi çimen kokusu, baba ağaçtan gelen rüzgâr hışırtıları, kuş sesleri ve gün doğumu…
Ve insanın, en sevdiği kişinin yanında olması. Bundan daha güzel ne olabilirdi ki hayatta. Terry’nin omuzuna yaslanıp beraberce dün doğumunu izlediler. Zaman zaman Terry Candy’nin saçlarını öpüyordu. İkisi de son derece huzurlu ve mutluydular.
-Candy!
-Evet?
-Seni seviyorum
-Ben de seni seviyorum. Hem de çok
-Benimle evlenir misin?
-Terry!
Terry cebinden bir yüzük çıkardı
-Seni çok üzdüm biliyorum ama bundan sonra seni hep mutlu edeceğime söz veriyorum dedi Terry
-Hala cevap vermedin yoksa istemiyor musun
-Hayıır!
-Hayır mı?
-Yani evet, elbette seninle evlenmek istiyorum. Sadece şu anda böyle bir teklif beklemiyordum. Bağışla diyerek parmağını uzattı.
Terry Candy’nin parmağına yüzüğü taktıktan sonra onun elini öptü
Ve Genç bayan bundan sonra siz bir Grandchestersınız dedi
Candy çok mutluydu ama sadece o değildi mutlu olan. Seslerini duyamasalar da parmağına yüzük taktığını bütün ev halkı izlemişti ve Candy adına çok mutlu olmuşlardı.
Bir kutlama yapmalıydılar. Candy ve Terry ‘de kahvaltı için dönmüşlerdi. Bayan Ponny büyük bir masa kurmak istiyordu. Terry’den masaları birleştirme konusunda yardım aldı. Candy ise büyük bir turta yapmaya başladı.
-Bayan Ponny. Jimmy nerde? Diye sordu Candy
-Tom’u çağırması için gönderdim diye cevapladı.
Terry merakla sordu: Tom kim?
O da benim gibi bu yetimhanede büyüdü. Şimdi bay Steve onun babası. Çiftlikleri buraların en büyüğüdür. Biliyor musun Annie ve benim bulunmam onun sayesinde oldu. O fark etmeseydi belki biz karda donmuş olurduk.
Tom ve Jimmy gelince onla da hasret giderdiler. Terry’i Tom ile tanıştırdı.
Sofra hazırlıkları sürerken bir otobüs çıkagelir. Herkes şaşkındı. Kimsenin beklediği, haberinin olduğu bir şey değildi. Önce çocuklar otobüsün etrafını sardı, sonra diğerleri.
Bu gezici bir klinikti!
İçinden Bay Albert, Dr.Martin, Stear, Arcihe, Patty ve Annie indi.
-Aman Tanrım bu otobüs…Stear yoksa senin icadın mı? Dedi Candy
-Aslında fikir bay Albert’ın fikri ve finansını sağladı. Dr.Martin de bu otobüsün ihtiyaçlarını belirlememde yardımı dokundu ve ortaya bu muhteşem gezici klinik ortaya çıktı.
Bay Albert: Candy, Terry tiyatro oyuncusu olduğu için kâh orda, kâh burada olacak. Eğer sen sürekli onunla beraber seyahat etmeye kalkarsan hemşirelik yapamayacaksın. Bu da bir süre sonra seni mutsuz edecektir. Benim de aklıma böyle bir fikir geldi. Artık kliniğin sen neredeysen orada olacak. Dr.Martin de seninle gelecek. Tabi ki istersen elbette
-Bu çok güzel bir fikir. Üstelik zamanlama harika bay Albert!!!!!
-Zamanlama harika derken?
-Şeyyy! Madem herkes burada ( bir yandan da onay işareti için Terry’e baktı)
Yüzüğünü göstererek: Terry bana evlenme teklif etti diyerek herkesle sevincini paylaşır.
Herkes o gün çok mutludur.
İki ay sonra Lakewwod’daki malikane de 3 düğün bir arada olur.
SON
Şu kişiden alıntılanmıştır: sekerkizcandy.org tarhinde 22/07/2018, 21:29Çok uzun olmasına rağmen bir oturuşta okudum. Mükemmeldi. Hayal ettiğim bir sondu. Herkes mutlu, Stear ölmemiş...
Hüzünlendim okurken. Yazarın yazdığı hikâye ne yazık ki çıkmadı aklımdan. Senin yazdıklarını okurken neden Terry'yi, Candy'yi böylesine mutluyken izleyemedik diye geçirdim içimden. Bir yandan da çok kıskandım Candy'yi. Terry tarafından böyle sevilmek... 🙂
Teşekkür ederim yazdığın bu hikâye için... ve bizimle burada paylaştığın için... Onları bu satırlarda bile olsa mutlu görmek, öyle hayal edebilmek iç rahatlatıcıydı.
Tebrik ederim. Kısacası çok güzeldi. 🙂
Çok uzun olmasına rağmen bir oturuşta okudum. Mükemmeldi. Hayal ettiğim bir sondu. Herkes mutlu, Stear ölmemiş...
Hüzünlendim okurken. Yazarın yazdığı hikâye ne yazık ki çıkmadı aklımdan. Senin yazdıklarını okurken neden Terry'yi, Candy'yi böylesine mutluyken izleyemedik diye geçirdim içimden. Bir yandan da çok kıskandım Candy'yi. Terry tarafından böyle sevilmek... 🙂
Teşekkür ederim yazdığın bu hikâye için... ve bizimle burada paylaştığın için... Onları bu satırlarda bile olsa mutlu görmek, öyle hayal edebilmek iç rahatlatıcıydı.
Tebrik ederim. Kısacası çok güzeldi. 🙂
Şu kişiden alıntılanmıştır: sanart2000 tarhinde 22/07/2018, 22:29Teşekkür ederim. Stear'ın ölmesine üzülmüştüm.Bu yüzden bir şekilde sağ kalmasını sağladım 😀 Yazar belki de savaşın acı yüzünü göstermek , hikayeyi daha dramatik bir havaya sokmak istedi ama ben Patty!e kıyamadım 😀
Teşekkür ederim. Stear'ın ölmesine üzülmüştüm.Bu yüzden bir şekilde sağ kalmasını sağladım 😀 Yazar belki de savaşın acı yüzünü göstermek , hikayeyi daha dramatik bir havaya sokmak istedi ama ben Patty!e kıyamadım 😀
Şu kişiden alıntılanmıştır: Bahar tarhinde 25/07/2018, 22:39steardan telgraf geldiği kısıma kadar okudum. Devamını kasten yarına bırakıyorum. çoooooookkk beğendim. boyle hikayelere ihtiyacımız var sürekli yazmanı tavsiye ederim,seve seve de okurum ,inşaallah.
steardan telgraf geldiği kısıma kadar okudum. Devamını kasten yarına bırakıyorum. çoooooookkk beğendim. boyle hikayelere ihtiyacımız var sürekli yazmanı tavsiye ederim,seve seve de okurum ,inşaallah.
Şu kişiden alıntılanmıştır: sanart2000 tarhinde 28/07/2018, 12:38Teşekkür ederim.Sürekli yazacağımı sanmıyorum. Candy'nin hikayesinin sonu hiç beklediğim gibi olmadığı için bu bana itici bir güç oluşturdu.İlham verdi ama gelecek ne getirir bilemiyorum. Beğenmene sevindim. 🙂
Teşekkür ederim.Sürekli yazacağımı sanmıyorum. Candy'nin hikayesinin sonu hiç beklediğim gibi olmadığı için bu bana itici bir güç oluşturdu.İlham verdi ama gelecek ne getirir bilemiyorum. Beğenmene sevindim. 🙂