Çalışma masamdan kalkıp yavaşça büfeye doğru ilerliyorum. Duvarda, el yapımı bir çerçevede, ebatları 53’e 41 santimetre olan bir yağlı boya var.
“O”, bu tabloyu her yerden görülebileceği şekilde astı duvara. Birkaç yıl önce, Londra’da bir bitpazarında gördüğü bu tablo, benim için ne kadar da mükemmel bir hediyeydi. Birçok eski yağlı boya tablo arasında, tepeden bütünüyle tasvir edilmiş Pony’nin Evinin bir resmi olduğunu sadece bir bakışla fark etmişti.
Resmin önünde dururken onu dikkatlice inceliyorum. Kenarda, zar zor görünen “Slim” adlı ressamın imzasını okuyabiliyorum. Bunu fark ettiğim zaman, adeta kalbim duracakmış gibi hissetmiştim. Slim!
Slim; hüzünlü, gri gözleri olan melez bir çocuktu. Akşam oldu mu hep ağlamaya başlardı.
Ona bu ismi veren Rahibe Lane’nin acı dolu sözlerini anımsıyorum:
“Slim’i güneş batarken bulmuştuk. Ağlıyordu… Henüz yeni doğmuş bir bebekti. Ama yine de onu terk ettikleri zamanı hatırlıyor mu merak ediyorum.”
O son derece çekingendi, ama bana çok düşkündü. Her sabah yavaşça beni uyandırmaya gelirdi, özür dilemek istermişçesine dudaklarını büzerek… Sık sık yatağını ıslatırdı ve başkası fark etmeden her şeyi düzeltmeye çalışmasına rağmen, bunun Bayan Pony ve Rahibe Lane’nin gözünden kaçmadığına eminim. Slim, zayıf ve çok küçüktü. Resim çizmekten başka hiçbir şey yapmazdı.
Bayan Pony’nin iç çekerek söylediği şu sözler geliyor aklıma:
“O çocuk keşke resim dersleri alabilseydi…”
Pony’nin Evine döndüğümde, Slim artık orada değildi. Uzak bir şehirde yaşayan demirci bir aile tarafından evlat edinilmişti. Bayan Pony ile Rahibe Lane, resmin olmadığı bir dünyada yaşamak zorunda kalan Slim için büyük üzüntü duymuşlardı.
Ancak, sen resim yapmaya olan tutkunu unutmadın Slim! Onun narin ve kusursuz dokunuşları… Yalnız Slim, Pony’nin Evini sanki gözümüzün önündeymişçesine, bu kadar kusursuz resmedebilirdi. Yıllar geçtikçe, bize kucak açan o bina daha da güzelleşti.
Fakat bir demirci tarafından evlat edinilmiş bir çocuk olan Slim’in yağlı boya tablosu Amerika’dan Londra’ya nasıl gelmişti ve en önemlisi bitpazarına nasıl ulaşmıştı?
Tahmin edebileceğim tek şey onun hayatı da kolay değildi, benimki gibi…
Sevgili Candy,
Böyle mucizevi bir tesadüfün sana cesaret vermekten başka bir amacının olmadığını düşünüyorum. O resmin kıymetini bil, çünkü biz hepimiz onun içindeyiz. Candy, orada hep seni izliyor olacağız ve eminim ki bu resimde Slim ve diğerleri de var. Bence onu her zaman yanında bulundurmalısın.
Slim’in resmini bulduğumu Bayan Pony’ye söylediğim zaman bana güven veren bu sözlerle cevap yazmıştı. Aslında bu resmi, o çocuğun anısını her zaman yüreklerinde taşıyan o iki insana göndermekti niyetim, ama Bayan Pony ve Rahibe Lane’in benim bu resme ne kadar ihtiyaç duyduğumu bir şekilde anladıklarını düşünüyorum.
Her zaman geri dönebileceğim yer… Çok uzakta olmasına rağmen, o günden beri, Pony’nin Evi hep burada, benim salonumda.
Bu manzaraya ne zaman baksam, Slim’in bunu benim için çizmiş olduğunu düşünmeden edemiyorum.
Mayıs ayının muhteşem bir gününde, Pony tepesi düğün çiçekleri ve beyaz yoncalar ile kaplıyken, adeta göz kamaştırıcı yeşillikte olan ışıltılı ağaçlar ile çevrili ev tepenin yanında duruyor. Evin çevresinde büyüyen uzun, yumuşak çimler; binbir renkli acı bakla ve güneş şapkası çiçekleri…
Yaramazlık yapan Tom’un peşine düşmek için; şu eski, gıcırtılı, ahşap kapıdan sanki her an Rahibe Lane’nin çıktığını görecekmişim gibi geliyor.
Biz de oradayız. Annie ve ben. Hayatımın tamamen değiştiği o gün… Onun Brighton ailesi tarafından evlat edinildiği gün…
Gözlerimi kapıyorum ve geçmişe dönüyorum…
Sabırsızlıkla bekliyorum
Emeğinize yüreğinize sağlık elleriniz ve gözleriniz dert görmesin çok teşekkür ederim ❤️
çevirilere devam edin lütfeeen…okuması o kadar keyifli ki sahneler gözümün önüne geliyor