Annie buradaydı. Güneş ışınlarıyla aydınlanan kocaman bir ağaç gövdesinin dibinde oturmuş ağlıyordu.

– Annie… Buldum seni! dedi Candy, yine derin bir nefes aldıktan sonra.

Küçük arkadaşı, Candy’nin neşeli sesini duyunca, yaşlı gözleriyle ona baktı.

– Candy…

– Ah, Annie! Çok endişelendim! Ne oldu sana?

Candy neşeyle konuşmaya çalışıyordu ama Annie’nin gözlerinden hâlâ yaşlar süzülüyordu.

– Candy… Hiçbir yere gitmek istemiyorum… Senden ayrılmak istemiyorum…

– Annie, neden yine bunları söylüyorsun? Harika bir annen ve baban olacak, bunu biliyorsun!

– Ama… Korkuyorum, Candy…

Annie’nin uzun, koyu kahverengi saçları güneşin altında parlıyordu. Candy onun yanına oturdu. Ormana gitmekten çoğu zaman korkmuş olan arkadaşının buraya sığınmaya karar verdiğine inanamadı. Yeni bir yaşamla karşı karşıya kalma sıkıntısı yüzünden elbette kalbi kırılıyordu, ama yine de umut doluydu.

Candy gülümsedi ve Annie’ye yaklaştı.

– Korkuyor musun? Şey… Anlıyorum… Ama Brightonların Dracula gibi göründüğünü sanmıyorum, dedi, dişlerini gösterip gözlerini kocaman açarak.

– Candy, sen hiç değişmeyeceksin… dedi Annie. Güldü ve gözyaşlarını sildi.

– Bu doğru, Annie! Gülmelisin! Bugün senin için güzel bir gün!

Candy, kalkmasına yardım etmek için arkadaşının elini tuttu ve mavi elbisesine yapışmış olan yaprakları temizledi.

– Ayrıca, Brightonlar seni evlat edinmezlerse bu durum beni üzecek. Bir anlaşma yapmıştık, hatırladın mı? Yatak odaları ile dolu o kocaman eve beni davet edeceksin ve böylece birçok lezzetli şey yiyebileceğim. Bunun için sabırsızlanıyorum, Bayan Annie!

– Haklısın Candy… Ben bir leydi olacağım ve büyük bir evde yaşayacağım… diye yanıtladı arkadaşını Annie, dalgın bir ifadeyle. Hâlâ gözleri yaşlarla doluydu.

– Hadi Annie! Annen ve baban seni bekliyor!

Annie gülümsedi ve başını salladı. Candy, Annie’nin elini tuttu ve ormandan ayrılmak için acele etti. Gözyaşlarını güçlükle tutuyordu. Bu elin sıcaklığı… Bir daha asla birbirlerinin ellerini tutamayacak ve birlikte koşamayacaklardı. Ama ağlamamalıydı; yeni ve mutlu bir hayata başlamaya hazır olan sevgili Annie’ye gülümseyerek veda etmeyi istiyordu.

Bir süre sonra, Annie Brightonların iki atlı arabasına bindiğinde, diğer çocuklar arabanın etrafını sarmış, hiçbir şey söylemeden mahzun bir şekilde onu izliyorlardı.

Candy arkadaşının yanına gitmek için acele etti ve Annie’nin gözlerinin yine yaşlarla dolduğunu fark etti.

– Annie, sana ağlamayı bırakmanı söyledim, değil mi? dedi Candy, Annie’nin yüzünün güldüğünü görene dek kaşlarını kaldırarak.

Bayan Pony ve Rahibe Lane ile vedalaştıktan sonra Brightonlar da arabaya bindiler ve arabacı atları harekete geçirmek için dizginleri çekti. Rahibe Lane arabaya doğru koştu ve boğuk bir sesle şöyle dedi:

– Annie, hastalanmamaya dikkat et…

– Her zaman dualarımızda olacaksın Annie, diye ekledi onun arkasından Bayan Pony, başını sallayıp gülümsemeye çalışarak.

Kendini daha fazla tutamayan Annie ağlamaya başladı.

– Bayan Pony, Rahibe Lane… Candy… Çocuklar…

Başka bir söz söyleyemedi. Brightonlar nazikçe onun omzunu okşarken araba hızla kalktı.

– Güle güle Annie!

– İyi şanslar!

Annie, arabanın arkasından koşan çocukların sesini duydu ve ağlamaklı bir ifadeyle geriye baktı. Bir şey mırıldanmış gibiydi. Candy… Acaba Candy’nin adını söylemiş olabilir miydi? Candy konuşamıyor, gittikçe uzaklaşan arabayı seyrediyordu yalnızca. Arkadaşlarının yaptığı gibi, onun arkasından koşmaya gücü yoktu. Fakat araba gözden kaybolduğu anda, birdenbire Pony’nin Evinin yakınındaki o büyük meşe ağacına doğru koşmaya başladı. Yeni filizlerle kaplı dalların arasından yukarı tırmandı.

– Candy, çok tehlikeli… Aşağı in! diye bağırdı Rahibe Lane, gözyaşlarını silerek.

– Rahibe Lane! Buradan Annie’nin arabasını hâlâ görebiliyorum! diye cevap verdi dev ağacın tepesinden küçük kız. “Annie, mutlu ol! Ben davetini bekliyor olacağım!”

– Candy… Sıkı tutun…

Bayan Pony, Rahibe Lane’nin usulca omzuna dokunarak sözünü kesti.

– Bugün onu yalnız bırakalım Rahibe Lane. Şu anda en çok acı çeken kişi, şüphesiz bu küçük kız…

– Evet… Evet Bayan Pony, diyerek onu onayladı Rahibe Lane. Yine gözyaşlarını sildi ve Candy’yi izlemek üzere yukarı baktı.

Sağlam bir dalda oturan Candy, dalgın bir şekilde uzaklara bakıyordu.

– Onu kutlamalıyız Rahibe Lane. Annie’nin evlat edinileceğini öğrendiği andan beri, Candy bir kez bile üzgün olduğunu söylemedi ve hiç ağlamadı… dedi Bayan Pony. O da yukarı, ağacın tepesine bakıyordu.

– Haklısınız Bayan Pony. Onlar aynı gün bırakılmışlardı buraya. Candy’nin de mutluluğu bulmasını ümit ediyorum…

Kategoriler: Kitaplar

guest
38 Yorum
Selma Diyenli
Ziyaretçi
Selma Diyenli
29/11/2024 03:15

Sabırsızlıkla bekliyorum

Rayzem nida
Ziyaretçi
Rayzem nida
19/02/2022 16:48

Emeğinize yüreğinize sağlık elleriniz ve gözleriniz dert görmesin çok teşekkür ederim ❤️

Sevde
Ziyaretçi
Sevde
04/02/2021 23:07

çevirilere devam edin lütfeeen…okuması o kadar keyifli ki sahneler gözümün önüne geliyor

38
0
Lütfen görüşlerinizi bizimle paylaşın.x